eskisehirspor.com Giriş Sayfası
Forum Forum > Diğer > Sohbet / Eğlence / Diğer Konular
  Aktif Konular Aktif Konular
  FAQ FAQ  Forum Arama   Takvim   Kayıt Kayıt  Giriş Giriş

Konu KapalıHalil YAZ" Sondan Okuyunuz"

 Cevapla Cevapla Sayfa  <1 56789 184>
Yazar
Mesaj
  Konu Ara Konu Ara  Konu seçenekleri Konu seçenekleri
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 16/Eyl/2007 saat 12:42
Eğer ilerde KEŞKE demek istemiyorsan üç şeyi doğru seç.

Esini dogru sec

Dogru es her zaman uzun zaman flort ettigin kisi degildir.
Onemli olan kisa zamanda da olsa fikirlerinin uyustugu,
Yasam tarzlarinin benzedigi,
Espiri anlayisinin yakin oldugu,
Zor zamanlarin da hep yaninda olacagini bildigin,
Dertlerini, sevinclerini paylasabilecegin,
Fikirlerine, olaylara bakis acisina guvendigin,
Senin fikirlerine saygi duyan,
Konusmaktan sikilmayacagin,
Hayata kustugun zaman seni kabugundan cikartip eglendirebilen,
Gozlerine baktiginda ne soylemek istedigini anladigin,
Ayni zamanda iyi bir arkadas,
Fiziksel gorunusun disinda da seni sen oldugun icin sevebilecek ve
bunu kaldirabilecek
birini es olarak secmelisin!! !

Dunya da boyle biri var mi? diye sorabilirsiniz simdi Emin ol var!!
Tabii ki sayilari fazla degil.. Hatta hayatta insanin karsisina ya 1
ya da 2 kere cikar, belki de hic cikmaz... Onemli olan onu fark
edebilmek
Eger bu satirlari okundugunda aklindan bu ozellikleri barindiran bir
isim gecirmissen cok sanlisin Ne olursa olsun onunla birlikte olmak
icin elinden geleni yap Cunku bir daha onun gibisini bulma sansin cok
az emin ol. Butun aptal asiklar gibi ilk hareketi ondan beklersen cok
gec kalirsin..
Eger bu satirlar sana boyle birini cagristirmiyorsa. .
Onu fark edebilmek icin sadece etrafina bakman yeterli olacaktir.
Cunku o da sana bakiyor olacak!!!

isini dogru sec..

Dogru is rahat is degildir
Cok kazandiran is de degildir
Kariyer de degildir
Klimali buro ortami da degildir..
Dogru is olmaktan zevk aldigin yerdir
Sabahleyin kalktiginda gitmekte usenmedigin, bikmadigin yerdir
Tabii yaninda rahatlik,para, kariyer varsa ne ala..

Arkadaslarini dogru sec

Cok sayida arkadasin olmasi "iyi arkadasin" oldugunun ispati degildir
Guzel gunlerdeki arkadasliklar gecicidir
Mutluluklarinin yaninda, acilarini da paylasabilecegin,
Fikirlerine ihtiyac duyabilecegin,
Her zaman yaninda olmasini isteyecegin,
Senin madden degil manen zengin eden,
Bir tek arkadas sana cok seyler katacaktir
Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 16/Eyl/2007 saat 12:49
Anadolu Saðlýk Merkezi'nden Dahiliye Uzmaný Prof.Dr. Birsel Kavaklý, ilaç kullanýmýnda dikkat edilmesi gerekenleri anlattý.

      Antibiyotik türü ilaçlar: Bunlar genellikle aç veya tok karnýna içilebilen ilaçlardýr. Ancak bazý türlerinin aç karna alýnmasý gerekir. Örneðin Makrolid grubu antibiyotikler. Bunlarýn etken maddesinin sonu -misin ile biter; Azitromisin, Eritromisin, Klaritromisin gibi. Bu ilaçlar aç karnýna alýnmalýdýr.

      Her ilaç günde kaç kez alýnacaksa bu, eþit aralýklarla olmalýdýr. Ýlaçlarýn istenen etkiyi gösterebilmeleri için kanda belirli bir seviyede olmalarý gerekir. Bu seviyeyi eþit tutabilmek ancak ilacý eþit aralýklarla almakla mümkündür. Eðer günde 3 kez alacaksanýz 8 saat ara ile, 4 kez alacaksanýz 6 saat ara ile, 2 kez alacaksanýz 12 saat ile, 1 kez alacaksanýz her gün ayný saatte içmeye özen göstermelisiniz. Ýlaç þifa kaynaðýdýr, AMA þifa yeteneði sizin kullanýmýnýzla doðrudan ilgilidir. Ülkemizde antibiyotikler doktor kontrolü olmadan adeta soðuk algýnlýðý ve grip ilacý gibi kullanýlmaktadýr. Bu son derece yanlýþ bir yaklaþýmdýr, dikkat edilmesinde fayda vardýr.

      Aðrý kesici - Ateþ düþürücü ilaçlar (analjezik antipiretik): Bunlar genellikle tok karnýna alýnmalýdýr. Zira bir çoðu mide iç zarý üzerine tahriþ edici etkiye sahiptir. Dolu mide ile alýndýklarýnda bu yan etkileri en aza iner. En azýndan dolu bir bardak su ile alýnmalýdýrlar.
      Ýlaçlarý asla susuz içmeyin. Þurup bile içmiþ olsanýz üzerine dolu bir bardak su mutlaka için. Çünkü alýnan ilacýn etkili olabilmesi için, mide veya baðýrsakta çözünerek, kana karýþmasý gerekir. Sizin ilaçla bereber içeceðiniz bir bardak su, bu çözünmeyi kolaylaþtýracak, kana karýþmayý hýzlandýracak ve etkinin çabuk baþlamasýný saðlayacaktýr.

      Ýlaç kullanýmý hakkýnda genel bilgiler:

      Ýlaçlarý -size özel olarak önerilmemiþse- asla bölmeyin ve çiðnemeden yutun. Birçok ilaç tablet þeklinde olup üzerleri þeker (örneðin drajeler) veya film (örneðin film tabletler) kaplanmýþtýr. O ilacýn etken maddesi ya mide ortamýnda bozulup etkisini kaybetmektedir veya mide mukozasýný (iç zarý) tahriþ edici özelliktedir ya DA mideden emilimi kötüdür. O nedenle üzeri kaplanarak midede daðýlmadan doðruca barsaða aktarýlmasý saðlanýr. Siz eðer böyle bir ilacý böler veya çiðnerseniz etkisini yok etmiþ olursunuz. Tableti elinize aldýðýnýzda bakýn; eðer üzerinde bölünebileceðini belirtir bir çentik yoksa asla bölmeyin ve çiðnemeyin.

      Çiðneme tabletleri (pastiller) bu grubun dýþýnda tutulmaktadýr. Onlar, çiðnenerek alýnmalýdýr.
      Eðer ilacý kullanacak kiþide gebelik ve emzirme gibi bir durum varsa mutlaka hekimi ve eczacýyý uyarýn. Gebe ve emzirenlerin doktora veya eczacýya danýþmadan en basit aðrý kesiciyi bile almalarý, bebekleri için risk teþkil edebilir.

      Çalýþýyorsanýz; kullanacaðýnýz ilaçlar yaptýðýnýz iþi etkileyebilir. Birçok ilaç yan etki olarak sersemlik ve uyku hali (sedasyon) yapar. Dolayýsýyla dikkat gerektiren bir makine kullanýyorsanýz ciddi sorunlar ortaya çýkabilir. Trafik kazasý, iþ kazasý gibi.

      Evinizdeki bütün ilaçlarý buzdolabýnda saklamanýz gerekmez. Ýlaçlarýn kutularý üzerinde nasýl ve NE þartlarda saklanmalarý gerektiði yazýlýdýr. Oda sýcaklýðý diyorsa evinizde direkt güneþ ýþýðý almayan, serin ve kuru bir yerde saklayabilirsiniz. Buzdolabý diyorsa buzdolabýnýn kapaðýnda deðil, orta raflarýndan birinde saklayabilirsiniz.

      Buzluk kýsmýna asla ilaç koymayýn!

      Ýlaçlarý, ýsý yayan cihazlardan uzak tutun. Bütün ilaçlarý kendi ambalajlarý içinde ve kapaklarý sýkýca kapatýlmýþ olarak saklayýn.

      Toz halinde alýp sulandýrarak kullandýðýnýz þuruplarý hazýrladýktan sonra buzdolabýnda saklayýn. 10 gün içinde bitmezse kalan kýsmýný atýn. Bu þuruplarý her kullanýmdan önce iyice çalkalayýn. Bu tip ilaçlarý hazýrlarken mutlaka kaynatýlýp soðutulmuþ su kullanýn. Þiþeye su eklemeden önce þiþeyi çalkalayarak tozlarýn ayrýþmasýný saðlayýn. Önce þiþedeki iþaretli yerin bir parmak alt seviyesine kadar su doldurun. Ýyice çalkalayýp 5-10 dakika bekleyin. Daha sonra iþaretli yere kadar su doldurun. 5-10 dakika daha beklettikten sonra ilacý kullanabilirsiniz.

      Trankilizan ve sedatif dediðimiz sakinleþtirici, uyku verici ve yatýþtýrýcý ilaçlarla birlikte alkol almayýn! Kural olarak, hangi ilacý kullanýrsanýz kullanýn alkollü içkilerden uzak durun.

      Önemli Uyarý: Doktora veya eczacýya danýþmadan asla ilaç kullanmayýn ve size önerilen þekillerin dýþýnda ilaç içmeyin!

      * Aðrý kesicilerin önemli bir bölümü mide ve baðýrsaklar üzerinde ciddi yan etkilere sahiptir. Bu ilaçlarýn rasgele ve mide koruyucu ilaçlar kullanýlmadan alýnmasý mide kanamasýna yol açabilir
Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 16/Eyl/2007 saat 13:12
O kör levreğin dahi sofranızda hakkı var


Kimyam bozuldu, sinirlerim altüst oldu.. Denizin ortasında "el birliği ile yapılan yağmayı" görün diye böyle bağıra çağıra yazıyorum.. Denizden bir lokma sebeplenenin dahi yağmacılara bir tükürük borcu var..

Kanuni Sultan Süleyman'ın "Osmanlı'ya rüşveti ben soktum" diye övünen Topal Rüstem Paşa adında bir sadrazamı vardı..

O sadrazamın kardeşi Sinan Paşa da İstanbul Kaymakamı idi..

Boğaz'ın iki yakasına hükmeden, her gün yalısından denize bakar ancak ağzına balık koymazdı..

Yemediği sadece balık olsa iyi..

Osmanlı Sarayı'nın mutfak giderlerinin kaydedildiği Matbah-ı Âmire defterinde yazıldığı gibi "Haşarat-ül Bahriye" sınıfına giren karides, yengeç, ıstakoz, kerevit türünden deniz kabuklularını da yemezdi..

Neden derseniz, denizden çıkan bir şeyin yendiği zaman canlanıp, insanın midesinde yüzdüğüne inanırdı..

***

Keşke bizler de bu günlere; Topal Rüstem Paşa'nın kardeşi Sinan Paşa ile aynı kafada gelseydik de denizleri rahat bıraksaydık..

Yaz tatillerinde deniz yerine eskiden olduğu gibi marul tarlalarına koşsaydık..

Kıyı yağmacılığından geçtim, denizin ortasını yağmalamasaydı k.. Hoyratlığımızla, aç gözlülüğümüzle, insana ve doğaya olan saygısızlığımızla levrekleri kör etmeseydik..

GEL.. ZEHİRLE..

Girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği'nin bir tek ülkesi bile "insanın kullanımına açık" sahillerde balık çiftliği kurdurmuyor. .

Kurmak isteyenlere "açık denizlere.." deyip deryayı gösteriyor.. O yüzdendir ki İtalyan'ı, Fransız'ı bizim sulara geliyor.. Bir aç gözlü Türk ortak buluyor..

Orası turistik bölgeymiş, burası insan kullanımına açıkmış demeden dev balık çiftliklerini kuruyor..

Kendi ülkesinde yapamadığını bizim sularda yapıyor.. Kendi suları yerine bizim suları kirletip, zehirliyor..

Ahalinin gözünün içine baka baka.. Hükümet adamlarının gözünün içine baka baka..

Yıllardır yazmayan söylemeyen kalmadı.. Sadece gazete haberlerini toplasan birkaç cilt çıkar.. Kimsenin yüzü dahi kızarmadı..

Eğer Avrupa Birliği uyum yasaları olmasa daha da aldıran çıkmazdı..

Çevrecinin sızlanması, gâvurun bastırması sayesinde hükümet adamlarının denize bakanı "Balık çiftliklerini açık denize taşıtma" kararı aldı..

Tiyatro da böyle başladı..

***

Hükümet adamının denize bakanının emrinde çalışan bürokratlar, aylarca hazırlanıp tüzük değişikliği yaptılar..

"Bundan böyle sahillere yakın yerde balık çiftliği kurulamaya.. " diye..

İki, üç yıl süren hukuk savaşı bitti zannettik.. Çiftlikler taşınıyor, diye sevindik..

İnce oyunlardan haberimiz yoktu ki.. Tüzük değil de yönetmelik değişmesi gerektiğini bilmiyorduk ki..

RÜSTEM PAŞALAR

Balık çiftliği sahipleri mahkemeye gitti.. Mahkeme de kararı bozdu..

Aaaa! Meğer yönetmelik değişikliği lazımmış.. Ve deryadan sorumlu koskoca hükümet adamı bunu bilmiyormuş..

Biz de inandık..

Osmanlı'ya rüşveti sokmakla övünen Topal Rüstem Paşa'nın torunları halimize güldü.. Çiftlik sahiplerinin, bürokratların meclisinde aptallığımızla alay konusu olduk..

Hükümet adamları "Valla böyle olacağını bilmiyorduk, merak etmeyin yenisini çıkarırız.." derken balık çiftlikleri kolları sıvadı..

Bu ne hummalı bir çalışmadır öyle?

Bu ne vatan sularını berbat etme gayretidir ki bir ay içinde

ne kadar balık çiftliği varsa kapasite olarak ikiye katlandı..

***

Biliyorlar ki yeni bir yönetmelik değişikliği iki üç yıl ister..

İki üç yıl sonra da Allah Kerim.. Topal Rüstem Paşa yasalarından Allah razı olsun..

Eskinin deryalardan sorumlu hükümet adamı listeden düştü.. Artık senin gibi, benim gibi biri.. O yüzden kendini aklama gayretinde..

"Bana gelen raporları bir görseniz dudağınız uçuklar.." diye konuşuyor özel sofralarda..

Dağ gibi raporlar varmış önünde.. Hükümet adamıyken hepsini bir bir okumuş da korkudan dudağımız yarılmasın diye bize söylememiş..

SEN NE YAPTIN?

Raporlarda diyormuş ki "Balık çiftliklerinin altındaki bitki tabakası mahvolmuş.."

Yukarıdan ilacı, kimyasalı döke döke bitki örtüsünü bitirmişler.. Yosunlar sanki üzerine asit dökülmüş gibi yanmış gitmiş.. Ekolojik denge bozulmuş.. Daha başımıza kimbilir neler gelecekmiş..

İşte gözleri kör olan deniz levrekleri de o asit yağmurunun kurbanı.. Yiyecek var diye havuzların ağının altında geziniyorlar. .

Ne bilsinler yiyecek diye kimyasal karışım döküldüğünü.. Gören gözler kör oluyor..

***

Bu nasıl bir güçtür ki ciltler dolusu resmi raporlar işe yaramıyor?

Bu nasıl bir çarktır ki hükümet adamları ve altlarındaki "Topal Rüstem Paşa" ahfadından koca koca bürokratlar, üç beş çiftlik sahibine teslim oluyor?

ÇEVRE BİLİNCİ..

Cumhuriyetin her cırtımına sahip çıkanlardan da ses yok..

Bir defile, bir gösteri oldu mu ayağa kalkıp, Kurtuluş Savaşı'nı kendi dedeleri kazanmış gibi "Onuncu Yıl Marşını" söylemeyi biliyorlar..

Önerim o marşın bir mısrasını değiştirsinler. . Coştuklarında marşı "Balık çiftlikleri ile ördük denizleri dört baştan" diye söylesinler..

Çünkü o çiftlik sahiplerinden biri, ikisi sürekli aralarında..

Cemiyet haberi veren dergilerin müdavimleri.. Her sayıda, yanlarında zarif eşleri, sırıtarak poz veriyorlar kamuoyuna..

Bundan sonrası Türkiye'nin kaymak tabakası denilen zenginlerimizedir. . Çoğu da çevre duyarlısı diye bilinir..

***

Koç'undan Sabancı'sına.. Şahenk'inden Eczacıbaşı'sına. . Doğan'ından Komili'sine kadar.. Lafı geçen, ağırlığı olan, çevreye duyarlı insanların topuna birden sesleniyorum. .

Bu balık çiftliği sahiplerini aranıza sokmayın.. Karşılaştığınızda tükürülecek yüzlerine gülüp, sırtlarını sıvazlamayın..

Cemiyetlerinizden ıskat edin bunları..

Şenliklerinize, etkinliklerinize davet etmeyin.. Düğünlerine, derneklerine katılmayın.. Yan yana gözükmeyin..

Hatta onların davetli olduğu yerlere gitmeyin.. Gittikleri lokantalarda yemek yemeyin.. Ellerini sıkmayın..

Bunu topluma borçlusunuz.. 
Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 16/Eyl/2007 saat 13:17
Kimse kimseye merhaba,
gunaydin, nasilsin demeyi hemen hemen unuttu yada
(U)nutturuldu. Nezaket kurallarina uymak yok. Bananecilik var.
Buyuklerin kucuklere kotu ornek olmasi bu toplumda
tamir edilemez yaralar acmaya basladi. Aslinda bu konular
toplum bilimcileri ilgilendiren konular. Sormak istedigimiz
sorulari bu dejenarasyonun sebeplerini bir bir bu bilimcilere iletip
yanit almak gerekir. Bence boyle olunmasinda sebeplerin
basinda egoistlik, ahlak bozuklugu, hirs vb konular geliyor.
Uyelerimizden toplum bilimi ile ugrasan kisiler varsa
bizlerin bu durumu anlamamizda daha cok yardimci
olabilirler. .

Dikkat edelim ozur dilemek, pardon demek, rica etmek bizlerin
raconuna yakismiyor gibi algilaniyor belki. Bana
insanlarimiz eskiden oldugu gibi birbirlerini cok candas,
canayakin gormuyorlar gibi geliyor. Bunda herkesin kendini
dusunmesi ve digerinden bir adim daha onde olma hirsi
etken olabilir diye dusunmekteyim. Zaten toplumumuzun geldigi bu
son durum bazi dusunceleride beraber getiriyor.

Internetten buldugum bir makaleden alinti yapip yorumu
sizlere birakmak istiyorum;

Eger bir toplumda; menfaatperestlik ya da yaygin deyimle "kose
donmecilik" yayginlasirsa, isyankarlik ve
catismacilik makbul olarak gorulurse, saygi ve
fedakarlik gibi kavramlar terk edilirse, bu durumda o toplumun
bireylerinin devlete bagli olmalari da dusunulemez.
Cunku devlete bagliligin temelinde belirli bir terbiye ve
ahlak yatmaktadir. Bu terbiye ve ahlak kaybolur ve ustte
belirttigimiz kotu ahlak ozellikleri bir toplumda yaygin
hale gelirse, devlete baglilik kavrami da kendiliginden
asinmaya baslar.

Sozunu ettigimiz terbiyenin ve ahlakin temelinde ise dini
inanclar yatar. Nitekim Cumhuriyetimiz' i kuran Buyuk Onder
Ataturk, "Dinsiz milletlerin devamina imkan yoktur" diyerek bu
gercegi acikca ilan etmistir
Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 16/Eyl/2007 saat 13:29

"Kırmızı ceketini giymiyordu o artık/Çünkü şarap kırmızı ve kırmızıydı kan da/ Ellerine de şarap, bir de kan bulaşmıştı/Ölünün başucunda onu bulduklarında/ Sevdiği kadıncağız, sevgilisiydi ölen/Öldürmüştü kadını vurarak yatağında.
O da yerini aldı suçlular arasında/Soluk gri bir tulum sarkıyordu sırtından/Bir de kasket başında/Kaygısız, şen gibiydi, adım atışlarından/ Ki hiç görmemiştim ben böyle bakan bir adam/Bu kadar içtenlikle güne gözleri dalan.
Ben hiç görmedim böyle, böyle bakan bir adam/Böyle dalmış gözleri/Küçük mavi örtüye/ Zindanda tutukların gökyüzü dedikleri/O salına salına süzülen bulutlara/Ki gümüş yelkenleri.
Öbür acılıların arasında yürürken/Bir başka bölmedeki/ Ne yapmıştı bu adam diye düşünüyordum/Acaba yaptığı ne, suçu da ne olacak/Ki bir ses fısıldadı yavaşçacık arkamdan /'O yeni gelen adam yakında asılacak.'
Tanrım! O an zindanın taşları duvarları / Sarsılır gibi oldu, titredi birdenbire / Gökler tepeme indi / Kızgın çelik bir çember gibi sıktı başımı / Kendi acım kendime büsbütün yetiyorken / Birden hepsi silindi.
Anladım, onu hangi düşünceydi kemiren / Ve iten neydi böyle onun adımlarını / Onun bu pırıl pırıl başlayan güne neden / Bu kadar içtenlikle böylesi daldığını/ Sevdiği bir kadını öldürmüştü bu adam / Ve şimdi buna karşılık verecekti canını.
Ama gene de herkes sevdiğini öldürür / Bu böylece biline/Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar/ Kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür /Korkak, bir öpücükle/Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!
Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür/Kimi sevgilisini
yaşlılığına saklar/Bazıları
öldürür Arzunun elleriyle/Altı n'ın elleriyle boğar bazı insanlar/ Bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü/ Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.
Kimi insan az sever, kimisi de çok uzun/Kimiler aşkı satar, kimiler satın alır/Kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla/ Kimilerinde aşka serin kanla kıyılır /Hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini/Ama bundan ötürü herkes asılmamıştır."
Oscar Wilde'ın 'Reading Zindanı Baladı'nı bilir misiniz? Bilmiyor idiyseniz de, böylece, öğrendiniz. (Türkçesi: Özdemir Asaf, Altıkırkbeş Yayınları)
Olay yani cinayet, 29 Mart 1896'da, pazar akşamı gerçekleşir. Charles Thomas Wooldridge, karısı Laura Ellen'ı öldürür.
23 yaşındaki kadın, kocası tarafından boğazı kesilene kadar posta memurluğunda çalışmaktadır. Şahitlere göre, "erkeğin kıskançlığını kamçılamakta ve serbest yaşayışı ile, ona çok eziyet çektirmektedir."
17 Haziran'da idam kararı verilir. Tutuklu, infaz gerçekleşene kadar Reading Zindanı'nda ikamet edecektir.
İşte Oscar Wilde, onu bu zaman zarfında görür. 7 Temmuz 1896'da Wooldridge asılır. Geriye, Wilde'ın bu muazzam şiiri kalır.
Bu güzelliği, Bertrand Cantat'ya hediye etmek isterim. Hayatın ne getireceği belli olmuyor. Öyle 'şiddetin olmadığı bir dünya' hayalleri üzerine röportaj verdikten sonra böyle 'beynin bir anlık seyirmesi' (Mehmet Tez'in çok iyi bir yazısı vardı Cumartesi'de) her şeyi altüst edebiliyor.
Ve bu üçüncü sayfalara düşmeler, hiç kondurmayacağı mız adamların da başına gelebiliyor.
(Bu arada Noir Desir'ci Bertrand Cantat'nın yerinde mesela bizim İbrahim Tatlıses olsaydı, kaç katı taşlardık sahi?)

Oscar Wilde'ın 'Reading Zindanı Baladı'nı bilir misiniz? Bilmiyor idiyseniz de, böylece, öğrendiniz. (Türkçesi: Özdemir Asaf, Altıkırkbeş Yayınları)
Olay yani cinayet, 29 Mart 1896'da, pazar akşamı gerçekleşir. Charles Thomas Wooldridge, karısı Laura Ellen'ı öldürür.
23 yaşındaki kadın, kocası tarafından boğazı kesilene kadar posta memurluğunda çalışmaktadır. Şahitlere göre, "erkeğin kıskançlığını kamçılamakta ve serbest yaşayışı ile, ona çok eziyet çektirmektedir."
17 Haziran'da idam kararı verilir. Tutuklu, infaz gerçekleşene kadar Reading Zindanı'nda ikamet edecektir.
İşte Oscar Wilde, onu bu zaman zarfında görür. 7 Temmuz 1896'da Wooldridge asılır. Geriye, Wilde'ın bu muazzam şiiri kalır.
Bu güzelliği, Bertrand Cantat'ya hediye etmek isterim. Hayatın ne getireceği belli olmuyor. Öyle 'şiddetin olmadığı bir dünya' hayalleri üzerine röportaj verdikten sonra böyle 'beynin bir anlık seyirmesi' (Mehmet Tez'in çok iyi bir yazısı vardı Cumartesi'de) her şeyi altüst edebiliyor.
Ve bu üçüncü sayfalara düşmeler, hiç kondurmayacağı mız adamların da başına gelebiliyor.
(Bu arada Noir Desir'ci Bertrand Cantat'nın yerinde mesela bizim İbrahim Tatlıses olsaydı, kaç katı taşlardık sahi?)

Yukarı
scarface_hkna Liste gör
Usta Yazar


hakan
Yaş: 33
Katılım: 31/Tem/2007
Yer: esk
Online Durum: Offline
Mesajlar: 3301
Direct Link To This Post Tarih: 17/Eyl/2007 saat 15:03

http://www.maxoyun.com/playgame.php?oid=2865&oyunu=3%20ev%20bulmacası 

 
şu oyunu yapabilen varsa kaydedip gösterebilirmi 1 haftadır beceremedim SmileCry
Takımların karakterlerini yöneticiler ve futbolcular değil,taraftarlar belirler.
Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 18/Eyl/2007 saat 17:09

Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey,

kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 19/Eyl/2007 saat 16:48
www.bizkackisiyiz.com  sitesine girmenizi öneririm.
Yukarı
eseslimali Liste gör
Yazar

UZAKLAŞTIRILDI

mehmet
Yaş: 33
Katılım: 18/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 28
Direct Link To This Post Tarih: 19/Eyl/2007 saat 17:07
o oyunu ben bilsem ben oynarımSmile
şampiyonluğa giden yolda çekilen çile kutsaldır
Yukarı
redES Liste gör
Deneyimli Yazar


Erdinç AKCIN
Yaş: 46
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Isle Of Man
Online Durum: Offline
Mesajlar: 990
Direct Link To This Post Tarih: 19/Eyl/2007 saat 18:22
Alıntı yapılan scarface_hkna

http://www.maxoyun.com/playgame.php?oid=2865&oyunu=3%20ev%20bulmacası 

şu oyunu yapabilen varsa kaydedip gösterebilirmi 1 haftadır beceremedim SmileCry
Hiç oyun oynamayan birisi olarak, kafayı yedirtecek bir oyuna benziyor. İftardan sonra bakarım tekrar. Monitörün kırılmasını istemiyorum akşam akşamWink
   Ben bu sene süper lige demir atacağımıza inananlardanım...
Yukarı
 Cevapla Cevapla Sayfa  <1 56789 184>


Forum Kısayol Forum İzinleri Liste gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu sayfa 0,531 saniyede hazırlanmıştır