eskisehirspor.com Giriş Sayfası
Forum Forum > Diğer > Sohbet / Eğlence / Diğer Konular
  Aktif Konular Aktif Konular
  FAQ FAQ  Forum Arama   Takvim   Kayıt Kayıt  Giriş Giriş

Konu KapalıHalil YAZ" Sondan Okuyunuz"

 Cevapla Cevapla Sayfa  <12345 184>
Yazar
Mesaj
  Konu Ara Konu Ara  Konu seçenekleri Konu seçenekleri
Halil Yaz Liste gör
Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 56
Direct Link To This Post Tarih: 13/Ağu/2007 saat 09:01
Polis öyküleri
Adam kırmızı ışıkta geçiyor. Başkomiser görüp ekibe bildiriyor. Ekip adamı yakalıyor:

"Ceza yazacağım."

Adam:
"Sen nerden gördün kırmızıda geçtiğimi?"

Polis:
"Başkomiserim görmüş. O söyledi."

Adam:
"Amma boşboğaz, dedikoducu başkomiserin varmış ha. İnsan her şeyi söyler mi? Sır saklamasını bilmek lazım."

* * *

Polis adamı çevirmiş:
"Hey hemşerim, kırmızı ışığı görmedin mi?"

Adam:
"Vallahi memur bey, kırmızıyı gördüm de seni görmedim."

* * *

Şanlıurfa Emniyet Müdürü odacısını çağırır:
"Çabuk bana Balıklıgöl'ün müstecirini (kiracı) bulun."

Odacı kısa süre sonra şalvarlı, kısa boylu, sıska, hafif, çekik gözlü, sakallı bir adamcağızı getirir.

Müdür:
"Oğlum bu kim?"

Odacı:
"Mülteci dediniz, ben de Afgan bir mülteci getirdim."

* * *

Şehrin birinde karı-koca diş hekimi muayene açıyorlar.

Tabelaları şöyle:
"Oya Bilir - Kaya Bilir"

* * *

Şanlıurfa'da polisin biri bakkala gidiyor. Alışveriş yapıp elinde poşetlerle giderken telsizini dükkanda unutuyor. Satıcı da fark etmiyor.

Telsizden sesler gelince adam korkuyor. "Dükkanı cinler bastı" deyip kapatıp gidiyor.

Yarım saat sonra polis telsizini unuttuğunun farkına varıyor. Döndüğünde dükkanı kapalı buluyor. Adama "telsizimi çaldı" diye işlem yapmaya başlıyor.

Dükkan sahibi ise bu arada karakola gidip "cinler bastı, gaipten sesler geliyor" diye şikayetçi olunca olay anlaşılıyor.

* * *

Polis müdürü odacıyı çağırıp "oğlum bana 2 kalem pil getir" diyor.
Odacı kayboluyor. Bir süre sonra elinde 2 karanfille içeri giriyor:
"Buyrun efendim. İstediğiniz karanfilleri getirdim."

* * *

Elazığ'da Gazi Caddesi'nde iki kişi kavga ediyor. Vatandaşın biri de oradan geçen polis otosuna koşuyor:

"İki kişi kavga ediyor, koşun..."

Polis:
"Hemen 155'i arayıp polis çağırın. Gelip ayırsınlar."

* * *

Polis Radyosu'ndan anonslar:
"Polis huzurun güvencesidir... Polis güvenin teminatıdır..."

Arkasından spiker:
"Şimdi sizin için Ferdi Tayfur söylüyor. 'Huzurum Kalmadı Fani Dünyada' "

Yine bir anons:
"Polise güvenin... Polisi sevin...

Ve yine spiker:
"Orhan Gencebay söylüyor: 'Ben Sevdim De Ne Oldu' "

* * *

Aracın biri radara yakalanıyor, ama hızla feribota biniyor. Başkomiser polise anons ediyor:

"Feribottaki araca ceza yazın."

Polis feribota biniyor. Aracı aramaya başlıyor.

Başkomiser anonsa devam ediyor:
"Bir ceza yazıp gelecektin, daha yazamadın mı?"

Polis perişan:
"Cezayı yazdım da, gemi hareket etti. Geri gelemiyorum."

* *Polis öyküleri

Adam kırmızı ışıkta geçiyor. Başkomiser görüp ekibe bildiriyor. Ekip adamı yakalıyor:

"Ceza yazacağım."

Adam:
"Sen nerden gördün kırmızıda geçtiğimi?"

Polis:
"Başkomiserim görmüş. O söyledi."

Adam:
"Amma boşboğaz, dedikoducu başkomiserin varmış ha. İnsan her şeyi söyler mi? Sır saklamasını bilmek lazım."

* * *

Polis adamı çevirmiş:
"Hey hemşerim, kırmızı ışığı görmedin mi?"

Adam:
"Vallahi memur bey, kırmızıyı gördüm de seni görmedim."

* * *

Şanlıurfa Emniyet Müdürü odacısını çağırır:
"Çabuk bana Balıklıgöl'ün müstecirini (kiracı) bulun."

Odacı kısa süre sonra şalvarlı, kısa boylu, sıska, hafif, çekik gözlü, sakallı bir adamcağızı getirir.

Müdür:
"Oğlum bu kim?"

Odacı:
"Mülteci dediniz, ben de Afgan bir mülteci getirdim."

* * *

Şehrin birinde karı-koca diş hekimi muayene açıyorlar.

Tabelaları şöyle:
"Oya Bilir - Kaya Bilir"

* * *

Şanlıurfa'da polisin biri bakkala gidiyor. Alışveriş yapıp elinde poşetlerle giderken telsizini dükkanda unutuyor. Satıcı da fark etmiyor.

Telsizden sesler gelince adam korkuyor. "Dükkanı cinler bastı" deyip kapatıp gidiyor.

Yarım saat sonra polis telsizini unuttuğunun farkına varıyor. Döndüğünde dükkanı kapalı buluyor. Adama "telsizimi çaldı" diye işlem yapmaya başlıyor.

Dükkan sahibi ise bu arada karakola gidip "cinler bastı, gaipten sesler geliyor" diye şikayetçi olunca olay anlaşılıyor.

* * *

Polis müdürü odacıyı çağırıp "oğlum bana 2 kalem pil getir" diyor.
Odacı kayboluyor. Bir süre sonra elinde 2 karanfille içeri giriyor:
"Buyrun efendim. İstediğiniz karanfilleri getirdim."

* * *

Elazığ'da Gazi Caddesi'nde iki kişi kavga ediyor. Vatandaşın biri de oradan geçen polis otosuna koşuyor:

"İki kişi kavga ediyor, koşun..."

Polis:
"Hemen 155'i arayıp polis çağırın. Gelip ayırsınlar."

* * *

Polis Radyosu'ndan anonslar:
"Polis huzurun güvencesidir... Polis güvenin teminatıdır..."

Arkasından spiker:
"Şimdi sizin için Ferdi Tayfur söylüyor. 'Huzurum Kalmadı Fani Dünyada' "

Yine bir anons:
"Polise güvenin... Polisi sevin...

Ve yine spiker:
"Orhan Gencebay söylüyor: 'Ben Sevdim De Ne Oldu' "

* * *

Aracın biri radara yakalanıyor, ama hızla feribota biniyor. Başkomiser polise anons ediyor:

"Feribottaki araca ceza yazın."

Polis feribota biniyor. Aracı aramaya başlıyor.

Başkomiser anonsa devam ediyor:
"Bir ceza yazıp gelecektin, daha yazamadın mı?"

Polis perişan:
"Cezayı yazdım da, gemi hareket etti. Geri gelemiyorum."

* * *

Adamın biri 155'i arıyor. Görevli: "155 Polis İmdat, buyrun" diyor.
Adam:
"İmdat bey, ................'a bir ekip gönderir misiniz?"

 *

Adamın biri 155'i arıyor. Görevli: "155 Polis İmdat, buyrun" diyor.
Adam:
"İmdat bey, ................'a bir ekip gönderir misiniz?"

Yukarı
Halil Yaz Liste gör
Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 56
Direct Link To This Post Tarih: 13/Ağu/2007 saat 09:09
Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı...

Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bıkkın bakışlarını süzüyordu.


Hakim tok sesiyle, yaşlı kadına: "Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?"

Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı:

"Bu herif yetti gayri, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."

Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu, mahkeme salonunda...

Sessizlik, bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu...

Kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmıs 50 yılın ardından?

Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı... Kadın neler diyecekti? Herkes, onu dinliyordu...

Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti:

"Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim... O bilmez...

50 yıl önceydi.. O çiçeği bana verdiği çiçekler arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.

Yavrumuz olmadı onları yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım. Her gece güneş doğmadan önce, bir tas suyla sulayacağım onu diye...

İyi gelirmiş derlerdi...

50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi. Taa ki geçen geceye kadar... O gece takatim kesilmiş uyuyakalmışım...

Ben, böyle bir adamla 50 yıl geçirdim.

Hayatımı, umudumu, her şeyimi verdim. Ondan hiçbirşey görmedim. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."

Hakim yaşlı adama dönerek:

"Diyeceğin birşey var mı, baba?" dedi.

Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle, hakime yöneldi.

Tane tane konuştu: "Askerliğimi Reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım. O bahçenin, görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim. Fadime'mi de orada tanıdım. Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. İlk evlendiğimiz günlerin birinde, boyun ağrısı nedeniyle, onu hekime götürdüm. Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa, boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi. Her gece uykusunu bölüp uyansın, gezinsin dedi.

Hekimi pek dinlemedi bizim hatun...

Lafım geçmedi...

O günlerde, tesadüf, bu çiçek kurumaya yüz tuttu.

Ben ona: "Gece çiçek sularsan geçer", dedim. Adak dilettim... Her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim. O sevdiğim kadını, yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. Her gece, o çiçek ben oldum sanki..." dedi adam.

O yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle.

"Her gece, o yattıktan sonra uyandım. Saksıdaki suyu boşalttım. Sedef, gece sulanmayı sevmez, hakim bey... Geçen gece de... Yaşlılık... Ben de uyanamadım.

Uyandıramadım... Çiçek susuz kalırdı ama kadınımın boynu yine azabilirdi...

Suçlandım...Sesimi çıkartamadım..."

O anda gazeteciler dahil, mahkeme salonundaki herkes ağlıyordu.
--
GÜLÜŞLERİNİZ GÖZLERİNİZE IŞIK OLSUN.


__._,_.___

Yukarı
Halil Yaz Liste gör
Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 56
Direct Link To This Post Tarih: 13/Ağu/2007 saat 09:14
Meslekler ve çıldırtan sorular
1-

Yahu sen inşaat mühendisiydin di mi?
- Evet??
- Baksana bu bina yıkılır mı?
- Ne bileyim ben, bisürü testi var bu işin öyle karpuza vurur gibi anlaşılmaz bu işler!
- Ne biçim mühendissin lan sen?
-.......

2

- Bölüm ne?
- Makine mühendisliği
- Kaç tane kız var lan sizde ??

-........

3

- Ne çıkacan mezun olunca?
- Gemi inşaat muhendisi.
- Ha, kaptan felan yani.
- Yok ebe olacaz.

4

- Mesleğin ne evladım?
- Kimya muhendisiyim amca.
- Sabun, şampuan felan...
- Yok amca öyle değil; daha bi zor.

5

- Abi senin bölüm bilgisayardı di mi?
- Evet?
- Ya 6 haneli icq numarası nası aliyoruz? Öğretmişlerdir size....
- (tabi tabi. okulda ders var ICQ101 diye) Ama, öğretmediler, bilmiyorum.

6

-Ne mühendisisin?
-Endüstri mühendisi
-Ne endüstrisi?

7

Arkeoloji bölümünde okuyan bir kişi tarafından, bilgisayar mühendisliğinde
okuyan bir kişiye yöneltilmiş soru:

- Abi sen bilgisayar mühendisliğinde okuyordun dimi?
- Evet.
- Size hacker'lik yapmayı öğretiyorlar mı, böyle bir ders var mı?
- Lan, siz de tarihi eser kaçakçılığı diye bir ders var mı?
-?!

8

- Abi nerde okuyodun sen?
- Makine mühendisliği
- 4 yıllık mı?

9

- Ne mühendisisin?
- Bilgisayar
- Bu bilgisayarlar nasıl çalışıyorlar kuzum?
- İçlerinde elektronik devreler var, ikili mantığa göre...
- ??!
- Boşver, sen tak fişi çalışır onlar..

10

- Ne mühendisisin?
- Bilgisayar
- Yav bizim oglana şöyle iyi bişey, oyunlu falan, toplasak kaça çıkar?

11

- Bilgisayar mühendisliğini kazandığına göre çok zeki olmalısın.
- Yok ya o kadar değil.
- Salak mısın yani?

12

- Emre aslanım sen makine mühendisiydin de mi?
- Evet mahmut amca.
- Vallahi tebrik ederim seni.. ya bu arada bizim şofben bozuldu, müsait
olduun bi zaman diyodum.

13

- Yavrum inşaat mhendisi mi olacaksın sen?
- Evet teyzecim.
- Ayy canim benim peki iş miş bulabilecek misin çıkınca, master yapacak mısın?
master yapmadan da bir anlam yok artık. Mühendis kaynıyor ortalık.
- ...Saol ya. Bunları hatırlattın ya huzura kavuştum şimdi. Bozmasaydın ya şu
güzel ortamı, daha iyi olmaz mıydı?

14

- Ne iş yaparsın sen?
- Haberleme mühendisi
- Yaw bu nokialarda radarın yeri tespit ediliyo mu. Nasıl oluyo o ?
- Benim bu telefona nerden müzik yüklenir ?
- Sen şimdi telefon felan yapabiliyon mu bana da yap
- Bu uydu kanallar şifresiz felan nasıl izleniyo onun bi aleti varmış, var mı sende

15

- Senin okuduğun bölüm ne yienim?
- Genetik mühendislii diyorlar teyzecim.
- Vah vah tıp fakültesi tutturamadn mı yavrum, böyle genetik mühendisi olucan.?
- Kandan cerahatten pek hoşlanmam.

16

- Hmm yazılım mühendisliği nasıl oluyor o?
- Bilgisayar yazılımı üzerine.
- Yazı mı yazyorsun yani bilgisayarda?
- Evet yazı yazıyorum bilgisayarda. (la havle)

17

- Ahmet makina mühendisliği zor muydu?
- Tabi olum. termo, mukavemet, akışkanlar.. bunları geçene kadar arkamdaki kıllar ağardı.
- Helal olsun valla. ya benim evdeki musluğa bi bakıverse lan, damlatıyo kaç gündür.. o da akışkan sonuçta. he ne dersin?
- Allah belanı versin derim başka bişey demem.

18

- Sen şimdi ne okuyodun?
- Bilgisayar mühendisliği
- Evladım boşuna okuyosunuz siz, şimdiki çocukların hepsi bilgisayar kurdu,
bizim oğlan bütün gün internet cafede.
- Tabii amca, anlıyorum..

19

Işçilerin yeni girmiş makine mühendisi hakkındaki yorumları:

- Bak mesela şu yeni giren mühendis var ya..
- hee.
- CNC'nin "S" sinden bile anlamıyo..
- CNC'de "S" var mı ki lan?
- Neyse işte anlamıyooo..

20

- Ne okuyorsun sen?
- Peyzaj mimarlığı
- Ne yapar o?
- Doğal çevreyi bozmadan insan gereksinimlerini karşılamak için incelemeler ve planlar yapar. Kentlerdeki parkların,
bahçelerin, tarım alanlarının ve yolların....
- Ha yani bahçıvan olucan!
- !!!!!!!!!!!

Yukarı
Halil Yaz Liste gör
Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 56
Direct Link To This Post Tarih: 13/Ağu/2007 saat 09:19
neyiniz var ?
- kimsem yok. çok yalnızım doktor. öle yalnızım ki gölgem bile çıkmıyor.
+ ben size nasıl yardım edeyim?
- grup terapisi verseniz? şöle kalabalık olanından .

+ bana şikayetlerinizi tarif edin.
- hep yalnızım . çok sıkılıyorum. canım hiç bişey yapmak istemiyor.

+ depresyonda mısınız?
- yok, girmeye üşendim .

+ size bir doktor arkadaşımı tavsiye edicem.
- o da mı yalnız?
+ hayır psikolojik yardım amacıyla..
- anladım. beni çift kişilikli yapabilir mi? böylece yalnız kalmam .

+ hayır ama isterseniz sizi öldürünce toplu mezara gömebilir.
- sahi mi?
+ hayır.
+ anneniz hayatta mı?
- bu hayatta değil.
+ peki annenizi hatırlıyor musunuz?
- hayır. tek hatırladığım bana "seni leylekler getirdi" derdi.

+ bu normal. her çocuğa böyle derler.
- ama beni leylekler geri getirmiş.

+ ailenizden görüştüğünüz birileri var mı? babanız, kardeşleriniz, teyzeleriniz?
- hepsi ben küçükken bir trafik kazasında ölmüş.

+ bütün sülaleniz bir trafik kazasında mı ölmüş?
- evet. bizde murat 124 vardı. onların arkası nasıl geniştir bilirsiniz. herkes binmiş. sonra arabayı kullanan babam karşıdan hızla gelen elektrik direğini görmeyince kaza olmuş.

+ anneniz de bu kazada mı ölmüş?
- hayır arabada yer olmadığı için o arkadan koşuyormuş. kazayı görünce kalpten ölmüş.

+ anladım .


+ çocukluğunuzdan bahsedelim biraz. hiç arkadaşınız var mıydı?
- vardı. sık sık telefonla konuşurduk. beni yeniden dinlemek için 9 a bas derdi. bütün gün konuşurduk. sonra evdekiler çok telefon parası geliyor diye onu aramamı yasakladı.

+ evdekiler? onlar kimdi?
- bilmiyorum. karşı komşu işte.
+ şimdi hiç arkadaşınız var mı?
- bana göre mi onlara göre mi?

+ tamam bu soruyu geçelim.. hiç sevgiliniz oldu mu?
- önceki hayatımdakiler sayılır mı?

+ tamam bunu da geçelim.
+ büyük bir travma atlatmışsınız. böle travmaların en iyi ilacı zamandır.
- bende o ilacın yan etkileri oluyor.

+ o zaman yeni arkadaşlar edinmeyi deneseniz? mesela bir sosyal çevreye girmeyi deneyin.
- AB beni kabul etmedi.

+ daha kolay girilebilecek sosyal çevreleri deneseniz?
- birleşmiş milletler gibi mi mesela

+ mahalledeki gençlerin grubuna katılın mesela..
- ben kalabalık içinde kendimi daha yalnız hissediyorum ama.

+ hmm.. ..
+ o zaman geriye tek bir çare kalıyor.
- neymiş doktor?

+ ben size en kısa zamanda bir trafik kazası ayarlamaya çalışacağım.

Yukarı
Halil Yaz Liste gör
Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 56
Direct Link To This Post Tarih: 13/Ağu/2007 saat 09:23
  DOSTLARIMA


>       Hayat çetele tutmak degildir...

>       Hayat;
>       Seni kaç kisinin aradigi,kiminle çiktigin,çikiyor oldugun veya
>çikacagin demek de değildir.
>       Kimi öptügün,hangi sporu yaptigin,
>       kimlerin seni sevdiği de değildir.
>       Hayat, ayakkabıların,saçin,derinin rengi de değildir.
>       Nerede yasadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
>       Aslında hayat; notlar,para,giysiler,
>       girmeyi basardığın ya da basaramadığın okullar da değildir.
>       Hayat;
>       Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
>       Kendin için neler hissettiğindir.
>       Güven ,mutluluk,sefkattir.
>       Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
>       Hayat;
>       Kiskançligi yenmek,önemsemeyi ögrenmek ve güven gelistirmektir.
>       Ne dedigin ve ne demek istedigindir.
>       Insanlarin sahip olduklarini değil,kendilerini olduğu gibi
>görmektir.
>       Her seyden önemlisi hayati,baskalarinin hayatini olumlu yönde
>etkilemek için kullanmayi seçmektir.
>       Iste hayat bu seçimden ibarettir.
>       Insanlarin en acizi dost edinemeyen,
>       ondan daha acizi ise dost kaybedendir.
>       Yazan:Charles Eguone

Yukarı
Halil Yaz Liste gör
Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 56
Direct Link To This Post Tarih: 14/Ağu/2007 saat 09:10
badem

Tur otobüsü şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını çevirmiş, bir
bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta.. Teşekkür ederek
almış bademleri ve yemiş..

15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup bir avuç daha
badem vermiş ve bu ikramı 5 kere daha yapınca

"Zahmet ediyorsunuz efendim.." demiş saygılı şöför, " Hep bana yedirdiniz..
Biraz da kendiniz yesenize.."

Çiğniyemiyorum evladım.." demiş yaşlı kadın, "Dişlerim yok.."

"Niye satın alıyorsunuz o zaman?.." "

Evladım ben sadece üzerindeki çikolatayı emmesini seviyorum!.."
__________________
Yukarı
Halil Yaz Liste gör
Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 56
Direct Link To This Post Tarih: 15/Ağu/2007 saat 14:08



---------- Forwarded message ----------
From: Hayrettin Ertekin <hayrettinertekin@ mynet..com>
Date: 14.Ağu.2007 14:59
Subject: KİM BU KOMUTAN.?
To: Undisclosed- Recipient



 

Beni  kimse  imanım, davam  ve  cihadımdan  alıkoyamayacaktı r... Allah ( ZALİMLERİN) onların iştahlarını  kursaklarında  bırakacaktır.. .

 1881 de bir gün, cellâtlarına bile hayat dersi vererek sonsuz âleme uzanacak bir korkusuz dünyaya geldi....Yüce  Yaradan; onu, istila kuvvetlerinin çizmeleri altında bir vatanın insanlarına dünyevi kazançlar ile değişilmeyecek bir "şeyi" göstermek için gönderdi ve sömürgecilere karşı dâhilik ve iman ile savaşarak tüm dünyaya vatan bilinci ve iman gücü dersi verdirdi...
Kuzey Afrika'da teşekkül eden osmanlı  hareketi,içindeki dinamizm sayesinde sömürgecilere karşı Afrika Müslümanlarının nefesini her an diri tutmuştu... Ve o, bu hareketin erleri birer birer kaçarken dimdik ayakta durmayı başarmış,TÜRK  İslam dirilişi  tarihinin mücadele ve mücahede kanatlarının her ikisinde bitimsiz azmi göstermiş... Libya  direnişini öncüsü ve sembolü olmuş...
O, davasından vazgeçmedi ve şu sözleri sarf ederek düşmanının esas görüntüsünü çizmişti:  "Şayet Bingazi'den Cabel'ül  Ahdar'a  doğru  gürleyen bir aslan sesi işitirseniz, sakın korkmayın. Zira olaylar ve zafer dolu günler size aslan kürkü içinde yatan bir eşeğin olduğunu gösterecektir. ...
Sömürgeleşmede  artık  geç  kalan  İtalya'nın pençesi 1911'de Osmanlı'ya verilen ültimatomla Trablusgarp'a geçti... On beş günlük iş diye küçümsenen işgal, seneler boyu sürecek savaşa dönüştü....ve  bu cepheye bir yarbay tayin edildi... 
"Canlı ve hazır bir zekâ"
Kurtuluş  hareketinin başına geçen Çöl Arslanı  sömürgelerde özel olarak yetiştirilmiş, komutanların en acımasızı olan Graziani "canlı ve hazır bir zekâ" demekten kendini alamamıştı. Düzensiz kabileleri düzenlemiş ve İtalyanları şaşırta şaşırta dokuz sene büyük bir mücadele örneği göstermişti... Her yıl en az elliden fazla muharebe, iki yüzden fazla küçük ölçekli çatışma cereyan ediyordu.... Sömürgeci İtalya sadece Senusi birlikleri ile değil halk ile de mücadele ederek onları Senusilere daha çok yakınlaştırmıştı.... Halk için esaret ölümden beterdi. Ve kaybedecek hiçbir şey yoktu.... Hiçbir şey kalmamıştı.
O'na teslim olması için türlü teklifler yapıldı.... Eğer cihattan vazgeçerse ve teslim olursa kendisine çok güzel bir köşk ve hayatının sonuna kadar rahat yaşayacağı yüklü bir maaş ve ekonomik yardımlar teklif edildi fakat bu büyük davanın yanında bu teklifler O'nun için bir hiçti! Tarihi bir şamar atarak ellerini boş gönderdi..Beni kimse imanım, davam ve cihadımdan alıkoyamayacaktı r. Allah onların iştahlarını kursaklarında bırakacaktır.
Denizin ortasında yönünü bilmeyen bir gemi gibiyiz
Davayı bırakıp kaçanlara  yazdığı  mektubunda şunları dile getirmişti:  "Biliniz ki biz vatanımızın acıklı ve ıstıraplı bir hayat yaşayan evlatlarıyız. Vatan, istila kuvvetlerinin çizmeleri altında inliyorken, Arkasından İtalyanlar, yapılan bütün anlaşmaları iptal ettiler. Gittiği yönü, doğu ve batısını bilmeyen ve denizin ortasında yüzen bir gemi gibi terk edildik. Sen de aynı şekilde bizi bırakıp Türkiye'ye gitmeyi tercih ettiniz... Şunu bilin ki, vallahi, vallahi ve sümme vallahi sizi yakalarınızdan yakalayacağımız günler olacak... Sübhanallah.. . Tatlı olduğu ve meyve verdiği günlerde vatanınıza sahip çıkıyordunuz da, acıklı günlerde nasıl da terk edip gidiyorsunuz? Yanaklarımızı sulayan acı gözyaşlarımızla, bizler cephemize döndük. Ancak, şunu iyi biliniz ki, biz Allah'a tevekkül ederek vatanımıza geri döndük ve kanımızın son damlasına kadar dinimizi, vatanımızı ve canlarımızı savunarak asla düşmana teslim olmamak üzere ahdettik. Ancak yine de birçok şeye muhtacız.... Özellikle silah, sonra para, yiyecek ve giyeceğe şiddetle muhtacız. Yardımcımız Allah'tır, Allah..
Direniş güçlerinin halktan yardım görmelerini engellemek için İtalya tarafından bölgedeki hayvanlar telef edilmekte, mahsuller, ürünler zarara uğratılmakta ve ormanlar yakılmaktaydı. Ormanlıkların ateşe verilip, ortadan kaldırılması sonucu, gerilla güçlerinin seyri kolaylıkla kontrol edilebilir hale gelmişti. İtalyanlar sadece 141.766 küçük ve büyük baş hayvanı katlettiler. Yine bu yıllar şehit edilen mücahit rakamı İtalyan verilerine göre 4,329'du.
Fakat bütün önlemlere rağmen  halkın direnişi, kırılamıyordu.. .Roma hükümeti beş sene içinde Sireneyka'ya beş vali göndermek zorunda kaldı; Bongiovanni, Mombelli, Teruzzi, Siciliani ve son olarak meşhur Graziani...

Dostları bile ihanet etti
İtalyanlar vatanını savunan mücahitlere karşı başarılı olamayınca onları içten yıkmayı denemeye karar verdiler. On üç kabile şeyhi satın alındı... Ayrıca en yakın dostları dahi Çöl Arslanı'na ihanet etti.... Satın alınan şeyhler eğer İtalyanlara teslim olmazsa kendisi ile savaşacaklarını bile söyleyebildiler. ... Fakat bu lider kat'i azim ve kararlılığını korumaya devam etti...
En son gelen komutan, en acımasız komutan Graziani; tekkeleri  kapattı, şeyhlerini sınır dışı etti ve malvarlıklarına el koydu. Seyyar mahkemeler kurup halka kan kusturdu. Bu mahkemelerin çoğu idam ile neticelendi. .. Tüm ülkeyi abluka altına alıp Mısır sınırında üç yüz kilometrelik bir alanı dikenli örgülerle sardı.... Toplama kamplarını genişletti ve bütün bir ülkeyi abluka altına aldı.... Kamplardaki yaşama koşulları tam bir vahşet örneğiydi.... Bu kadar insanın dörtte birini bile doyuracak erzak yoktu.... Esirler ve gasp edilen hayvanlar arasında ölüm oranı tüyler ürperticiydi. ..

Zulümde sınır tanımıyorlardı
İtalyanların ulaşamadığı tek toprak parçası Kufra'ydı... yapılan hazırlıklardan sonra, çöl aşıldı ve Kufra düştü. İtalyanların burada yaptığı katliam, işkence ve tecavüzler dillere destandır. Graziani, teslim olan halkın gözleri önünde Kur'an-ı Kerim'i paramparça edip ayaklarının altında çiğneyerek "Haydi, çağırın da (hâşâ) bedevi peygamberiniz yardımınıza gelsin" demiş; ertesi günü şehrin ileri gelen uleması uçaklardan atılmış, vahadaki bütün hurma ağaçları kesilmiş, kuyular yakılmış, Mehdi Senusi'ye ait tarihi kütüphane alevlere teslim edilmiş ve insanların namusları kirletilmişti...
Graziani'nin yaptığı her şeye rağmen O, davasından vazgeçmedi ve şu sözleri sarf ederek düşmanının esas görüntüsünü çizmişti: Şayet Bingazi'den Cabel'ül Ahdar'a doğru gürleyen bir aslan sesi işitirseniz, sakın korkmayın... Zira olaylar ve zafer dolu günler size aslan kürkü içinde yatan bir eşeğin olduğunu gösterecektir.
İtalya güçlü bir istihbarat ve zekâ nedeni ile Libya'da hep boğuldu. Komutan Badoglio, onun için şu sözleri sarf etmek zorunda kalmıştır: "Bu direniş bir kişinin omuzlarındadır. .. bu işi kimseye bırakmamaktadı r... Çok başlı durumlarda kıskançlık ve iç çekişmeye imkân olsa da, disiplinli dava arkadaşları buna fırsat bırakmıyorlar. .. Her zaman ve durumda, sözü emir sayılmaktaydı. Savaş aleyhine geliştiğinde, güçlü haber alma servisi sayesinde, savaşa ara veriyor. Bize gelen bilgileri dahi yönlendirebiliyor.
Kufra'nın elden çıkmasıyla çember daralmış ve osmanlıların  elinde sadece Cebel'ül Ahdar kalmıştı. Bu durumla ilgili olarak Muhammed Esed'e ise şu sözleri söylemişti: "Sen de görüyorsun ya evlat, gerçekten biz artık bize tanınan vadenin sonuna gelmişiz. Savaşıyoruz, çünkü düşmanı bu topraklardan söküp atıncaya kadar ya da bu uğurda ölünceye kadar imanımız ve özgürlüğümüz için savaşmak zorundayız... . Başka yolu yok.... Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz.... Kadınlarımızı, çocuklarımızı gönderdik ki, Cenab-ı Allah bizi ölüme çağırdığı zaman arkamıza dönüp bakmayalım.

"Hüküm ve karar yalnız Allah'ındır"
Sılanta mevkiinde iken İtalyan istihbaratı onun varlığını haber almıştı. Vadiyi her yönden saran kuvvetlerin oluşturduğu çemberi yarmanın imkânı yoktu. Mücahitler son nefeslerine kadar çarpıştılar. Burada yaralandı ve esir düştü....İtalyan birliklerinin genel kumandanı Graziani'nin karşısına çıkartıldı.... Bu görüşmede İzzet-i İslamiyesi ile öyle harika cevaplar vermiştir ki, bu taş kalpli general onun hakkında şunları yazacaktır: "Odama girdiği andan çıkıp gittiği ana kadar onun vakar ve haysiyetine son derece hayranlıkla bakıp durdum. Onun tavır ve davranışlarını çok beğendim ve hayran kaldım.
Mücahitlerin teslim olması teklifini ret etti. İtalyan sıkıyönetim mahkemesi tarafından göstermelik bir duruşmaya çıkarıldı. Ve Graziani'nin daha önceden emrettiği gibi idam kararı veren mahkemenin yüzüne şu tokadı savurdu: "Hüküm ve karar yalnız Allah'ındır. Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur. İnna lillah ve inna ileyhi raciun. (Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz.)
Aynı gün toplama kamplarından getirilen binlerce Libyalının gözleri önünde gayet sakin ve korkusuzca idam sehpasına çıktı. Fecr suresinin son ayetlerinden, "Ey huzura ermiş nefis! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön" ayetleri dilindeydi.. . Özgürlüğü için her şeyi göze aldığı yeşil dağlarına son bir kere daha baktı ve bir milleti yetim bırakarak ebed âlemine doğru kanatlandı.
Biz Türkler  asla  teslim  olmayız....Ya kazanırız, ya ölürüz... Bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız....
Bana gelince, ben cellâtlarımdan daha uzun yaşayacağım....sevğili okurlarım kim bu savaşın komutanı  biliyormusunuz? TÜRKİYE   CUMHURİYETİN  KURAN  YÜCE  "ATATÜRK"  MUSTAFA  KEMALDİR...

ENTERNET  GRUP

Yukarı
Halil Yaz Liste gör
Yazar


Halil Yaz
Yaş: 75
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 56
Direct Link To This Post Tarih: 17/Ağu/2007 saat 10:45
Türklere sorulan ilginç sorular..


sizin ülkede kızlar okuyabiliyor mu?
-yok ben türkiyede okuyabilen ilk türk kızıyım!

- siz turkiyede sex yapiyor musunuz?
- hayir, biz bolunerek cogaliyoruz

- sizde umumi tuvalet yok mu?
- dolu var, niye ki?
- o zaman niye hep duvarlara işiyorsunuz.
- yok canım bunu da nereden çıkardın.
- e iyi de bütün duvarlara buraya işeme yazmışsınız

- evlerinizde elektrik var m??
- hayır, televizyonu mum ışığınnda izliyoz malesef.

2003 sydney
her dort kisiden nerdeyse ikisinin hatta ucunun ortak sorusu.
-sizin ulkede 4 tane kariniz olabiliyormus bu dogru dimi?
-evet dogru, bu niyegarip geliyorki size ne kadar normal aslinda


- neredensin?
- türkiye.
- usame bin ladin turkiye'de saklanıyormuş, doğru mu?
- hayır.. amerika'da şimdi.. beni biraz önce aradı.. yengenle berabermiş.


- sizde niye beyzbol yok?
-sizde de uc top bilardo yok naber?

- siz orda deveye mi biniyosunuz?
- evet türkiye de herkes deveye biner. deve taksileri falan vardır. deve kullanma ehliyeti almak için de 18 yaşında olmak gerekir. ben 18 yaşına girince babam bana deve alcak.

alman: - türkiye'de itfaiyeci var mı?
türk: - hayır dev battaniyeler var onlardan örtüyoruz biz yanan binalara ormanlara..

paris'te bir isveçli ile geçen diyalog
-nerelisin?
-türküm
-hayır diilsin
-neden diilmişim?
-çünkü türkler sarışın, uzun boylu ve mavi gözlü olurlar
-nerden kapıldın bu fikre?
-hasan diye bir türkle tanıştım, o sarışın, mavi gözlü ve uzun boyluydu
-bravo ya...


siz kiz cocuklarini gomuyorsunuz deil mi
hı hı ben toprakta yetistim kok vermem uzun surdu

- aa siz turk musunuz?
- evet.
- sizin ulkenizde gece sokaga cikan insani kesiyorlarmis dogru mu?
- senin gibi lavuksa keserler dogru.

ingiliz hatun: inanamıyorum! sabah kahvaltısında hem zeytin hemde kızarmıs sucukmu yiyeceksin? nasıl oluyorda yiyebiliyorsun bunları hemde büyük bir istahla?

ben: peki ya sen; sabah kahvaltısında yagda pismis yumurtanın yanında, nasıl haslanmıs fasulye yiyebiliyorsun?

- sen turksun dimi?
- evet ben turkum
- olmaz sen turke benzemiyorsun
- bana turk tipini bi tarif etsene

- fırına attım olmadı, kaynattım yine olmadı. annene sorar mısın, sizin orda (türkiye'de) karpuzu nasıl pişiriyorlar?
- anneme sormama gerek yok bayan, bütün türkler bilir bunu - tavada kızartacaksın!


-bundan türkiye'de de var mı? (matkabı göstererek)
-hayır, biz başka şey kullanıyoruz delmek için.
-ne kullanıyorsunuz?
-

-nerdensin?
-turkiye
- aa bende biliyorum orayi, afrikada nijeryanin altinda degil mi?
- yokk ustunde gecen hafta tasindik..

-sizin ülkede maşallah diye bi kamyon şirketi mi var?
-yoo neden
-her gelen türk arabas?nda maşallah yazıyoda


-siz muslumanlarin simdi 4 tane mi karisi oluyo?
- evet.. ne guzel di mi..
- olur mu oyle sey ya.. nasil yani simdi sen benimle evleniyosun, sonra bir baskasiyla.. sonra bi daha.. sonra bi daha
- yok uc alana bir bedava veriyolar.. ucuza geliyo..
- ay siz kadinlari satiyo musunuz bi de?
- valla mesela sen en az uc inek edersin..
- aa.. sacmalama ya.. oyle sey mi olur.. ne kadar sacmalik, bidi bidi vidi vidi..
- yok vazgectim, en fazla iki inek edersin..
- o niye?
- cok konusuyosun..


- sizde kitap var mi?
- ne gibi?
- yani okulda diyorum, kitaplariniz var mi? nereden ogreniyorsunuz bilgileri?
- valla kitap yok, hocalar ezberlerinden anlatiyorlar. zaten hocaya bi sey olursa biz de okulu birakiyoruz


Yukarı
26_26_26 Liste gör
Usta Yazar


A.Yurtsever
Yaş: 60
Katılım: 31/Tem/2007
Yer: Eskişehir mrk.
Online Durum: Offline
Mesajlar: 5583
Direct Link To This Post Tarih: 18/Ağu/2007 saat 14:51

Akademisyenin Araba Arkası Yazıları

  • "Arattırma görevlim"
  • "Göstergebilimin ustasıyım gözlerinin hastasıyım"
  • "Yüksek lisanslım"
  • "Entelim ama para bende."
  • "Tek rakibim james joyce"
  • "Entelsem günahım ne"
  • "Varoluşcum"
  • "İrdeleme beni, irdelerim seni"
  • "Çenemdeki piercing kadar yakınsın bana boğaziçili."
  • "Ömur biter, nietzsche bitmez"
  • "Rampaların ustasıyım rembrandtin hastasıyım"
  • "Bilgi birikimimin getirisi olan aydin sifatının bana sağladıkları sağolsun"
  • "Rahmetli de yapibozumcuydu"
  • "Yapma demagoji alırım aklını, girme polemige yıkarım değer yargılarını"
  • "Algıda seçiciysem günahım ne"
  • "Tek rakibim kant"
  • "Yine mi sen ronesanslı"
  • "Freud'da sollardi."
  • "Entelsin dediler kız vermediler"
  • "Diyalektik bakar gözlerin"
  • "O şimdi dadaist"
  • "Sen sus, birikimin konuşsun"
  • "imgelemim yeter"
  • "Baba parası değil, 4 yıl lisans, 2 yıl master ve doktora teri."
  • "Feng Shui'nin hastasıyım rampaların ustasıyım"
  • "Beatnik isen vur saza, nihilist isen bas gaza"
  • "Huzur balzacta"
  • "Bohemia ovası entel yuvası"
  • "Pozitif alanlarda imge olmaktansa negatif alanlarda bir leke olurum"
  • Söz Eskişehir'le başlarsa,EsEs'le biter




    Yukarı
    26_26_26 Liste gör
    Usta Yazar


    A.Yurtsever
    Yaş: 60
    Katılım: 31/Tem/2007
    Yer: Eskişehir mrk.
    Online Durum: Offline
    Mesajlar: 5583
    Direct Link To This Post Tarih: 18/Ağu/2007 saat 22:22

    Bu 18 yıl içinde binlerce anılar hafızamıza kazındı. Ancak bunlardan bazıları var ki tam anlamıyla "Türk televizyon tarihi"ne kazındılar..

    İşte yıllar da geçse unutamayacağımız ilginç gaflar, replikler vu unutulmayan olaylardan bir demet:

    Kameramanlar taşıdığımız elbiseyi çekmiyor ki kamerayı alta koyup iç organlarımızı çekmeye çalısıyor..." =
    Tuğba Özay

    Seren Serengil: Sevgilin nereli?
    Telefonla baglanan seyirci: Kars...
    Seren Serengil: Doğu tarafı oluyor değil mi?

    "Şanlı Tük bayrağımız sadece 1 milyona....." = Akşam gazetesi reklamı

    Ebru Destan: Bana göre 20 yaşına kadar herkes teenage'dir...
    Zaga'da bir seyirci: Do you speak Turkish?
    Ebru Destan: Ayıp ayıp, önce Türkiye'de Türkçe konuşmasını öğren!..

    -"Evet tüm bölgelerimizden puan durumunu aldık sadece yurtdışı bölgemiz kaldı.." = Öykü Serter

    -"Zaten her zaman ya onu bana soruyorlar ya da bana onu soruyorlar..."= Sibel Turnagöl (Kerem Alışık'la ilgili sorulan bir soruyu cevaplarken)
    -"Kafanda onu hırs et..." = Seren Serengil

    -"Seyretmedim, görmedim ama gördüğüm kadarıyla söylüyorum gol değildi..." =>
    Fatih Terim (Adanaspor-Galatasaray maçı sonrasındaki toplantıda)

    -"Sizin karşınıza iyi çıkabilmek için elimden gelenin en iyisini yaptım, her geleni yaptım..." = Gülben Ergen

    -"Sehpaya benziyor ama bunun ayakta durabilitesi yok!.."
    Pınar Altuğ (Eline boyaması için tutuşturulan raftan bahsediyor)

    "İstanbul'un 5'de yarısını gezdim.." = Cüneyt Arkın

    "Şimdiki yarışmacımız dadaşlar ülkesi Erzurum'dan !!" = Neco

    "Şimdi başka bir boyuta geçelim..." RT2 Akşam Haberleri Spikeri (Bir haberden başka bir habere geçerken geçiş cümlesi)

    -"Tek estetiksiz mankenlerden biriyim ben" => Tuğba ÖZAY
    -"Taktiksiz Viken" = BBG'de bir pankart

    -"Hazır olduktan sonra 'hazırım' deyin, gong sesini duyduktan sonra yarışmaya başlayabilirsiniz..." => "Şans Kapıyı Çalınca" programının sunucusu Nil Yiğitbaş (Sağır ve dilsiz yarışmacıya söylüyor)

    Metin Uca: Yol yapımında kullanılan 4 tekerlekli araç, D biir, ikii?
    Yarışmacı: Drayder!..

    Metin Uca: Bir örümcek tarafından ısırılıp üstün güçleri olan bir kahramana dönüşen çizgi film kahramanı, Ö biir, Ö ikii, Ö üüç?
    Yarışmacı: Örry Potter!..

    Neco: Ne iş yapıyorsunuz?
    Yarışmacı: Su an işsizim Neco bey...
    Neco: Harika... Süper!..("En Büyük Yarışma Bu Yarışma" adlı yarışmada)

    -"Savaş ortamlarında silah ve savaş aracı ihtiyacı ön plana çıkıyor..." = Tuncay Özkan

    -"Son derece ayrılma kararı aldık..." = Ebru Gündeş

    Metin Uca: Akdeniz'de yasayan saldırgan bir köpekbalığı türü,"C"harfı?
    Yarışmacı: Caws!..

    Milletvekili 1: Bakın burada ülkenin geleceğinden bahsediyoruz.
    Milletvekili 2: O zaman sen kağıda resim de çiziyorsundur.
    Milletvekili 1: Masaya çizmekten iyidir!.. (Meclis TV'den)

    -"Biri beni çağırtıp dört saat bekletse, yarım saat sonra giderdim!.." = Ali Şen

    -"Evden ayrılmanın hemen ardından ev tam bir dengeler silsilesi haline girdi..."= BBG sunucusu Öykü Serter

    -"Sanki Hollywood'da ki gibi program oldu yaaa..." = Seren Serengil

    -"Suriye'nin PKK'yı Türk turizmine engel olmak için yıllardır bombaladığını biliyoruz..." = Gülgün Feyman (Flash Haber)

    Bitirim Pokemonlar (Pokemon çizgi filminden, e tabi Türkce dublajla)
    *Kiz: Kabutolar Pikaçu'yu öldürdü!..
    *Erkek ve ana karakter olmasi muhtemel kişi: Allah belalarını versin,kitapsızlar, namussuzlar!..
    *Diken saçlı kişi: Hacı sen ne diyorsun bu işe yaa, adam kral çıktı?
    *Ana karakter: O, benim üstat yaa, iyi heriftir...

    -"Uzaya bizim borumuz çıkmış!.." = Sinan Aygün (Challanger Uzay Mekiğinde bizim bor madenimizin kullanıldığını anlatmaya çalışıyor)

    -"Müzikte tek eksiğim opera..." = Doğuş

    -"Erdoğan kendini ve özünü reddeden bir Brütüs..." = Şevket Kazan

    -"İşte eski bir şarkı sizler için yepyeni bir şekilde versiyonlandı..."= Lokum FM'de bir DJ kızımız

    -"Geçen hafta bu taraftakini yaptırdım, bu hafta da öbürsükini yaptıracağım..."=
    Özlem Yıldız (Dişine yaptırdığı dolgudan bahsediyor)

    -"Ben sana birşey diyeyim de iyice şoklan..." = BBG Belma

    Sunucu: Hilal hanım, takip mesafesi nedir peki?
    Hilal Cebeci: Takip mesafesi şey, şimdi mesela ben şu an 40 km. hızla gidiyorum ya, önümdeki araçla aramdaki mesafe de 40 km. olmalıdır...

    Sunucu: Hilal hanım, bu durumda İstanbul Ankara yolunda sadece 13 araç olabilir!

    -"Evet sevgili seyirciler, ikinci tura başlamadan önce birinci tura başlıyoruz..."= Ece Erken

    Unutulmayan anılar

    Güner Ümit´in kadın kılığında Turnike sunması...

    Fatma Girik´in Söz Fato´da programında ilk tükürüşü...

    Medyum Memiş´in Medyum Keto´ya giriştiği saniyeler...

    Yıldo´nun Süpermen kılığında Turnike sunması...

    Sadettin Teksoy´un kutuplarda kıbleyi arayıp namaz kılması...

    Kaan Yakuphan´in haber sunduğu sırada arkasında bulunan dev panonun kafasına inmesi...

    Tolga Gariboglu´nun Hugo yarışmacısı küçük bir çocuktan küfür yemesi... ( Hugo´nun ... şeklinde:D )

    Sevda Demirel´in Hande Ataizi´ne tokatla dalması...

    Kenan Erçetingöz´ün Magazin Forever tanıtımında Cartel üyelerinin arasına dalıp rap yapması...

    Reha Muhtar´ın tavanda yürüyen sirk cambazı ile konuşurken ekranda kendi görüntüsünü ters çevirtmesi ve röportajı bas aşağı yapması...

    Mahsun Kırmızıgül ile Seda Sayan´ın Reha Muhtar´la Show Haber´e telefonla bağlanmaları ve yaklaşık 3 saat boyunca "sen beni sevdin, ben seni sevmedim..." geyiklerini tüm Türkiye´ye canlı dinletmeleri...

    Defne Samyeli´nin gece haberlerini sunarken (1998), "oyuncak pandayla uçak kaçırma" olayında telefon bağlantısı yapıp "Panda canlı mıydı efendim?" diye sorması...

    Atilla Taş´ın David Copperfield´in "sahneden kaybolma" gösterisine katılıp, Copperfield´e türlü türlü laflar sokması ve oyunun hilelerini nedensiz bir şekilde milyonlara açıklaması...

    Ümit Aktan´ın Japonya´ya gitmediği halde Cunda´daki yazlığından maç anlatması...

    Yıllar önce Hülya Avşar´ın Özcan Deniz´e ´´Askerde cinsellik ihtiyacınızı nasıl gideriyordunuz?´´ diye sorması ve
    Özcan Deniz´in ´´Senin resimlerinle hallediyorduk´´ diye cevap vermesi...

    Ece Erken´in şarkıcı Kader´i konuk ettiği bir programda, onu Sezen Aksu´nun "Kader, kahpe kader ağlarını ördün mü..." şarkısıyla çağırması. Kader´in canlı yayında darmadağın olması, ve uzun bir süre kendini toparlayamaması...

    Zekeriya Beyaz´ın Ceviz Kabuğu´nda otelde porno film izlemesi hadisesine, "ne yaptıklarını anlamaya çalışıyordum" seklindeki cevap vermesi ve akabinde gelişen olaylar zinciri...

    Kumkapı Cinayeti´nde öldürülen adamın karısının (Gülten Kızılkaya) karate dersinde hocasının, basındaki elma yerine kulağına "lönk!" diye indirdiği tekme

    Sabah Şekerleri programını arayan Mehmet Ali Erbil´in konuk şarkıcıdan "Hani kızımız olacaktı..." adli şarkıyı istemesi ve sunucu Özlem Yıldız´ın duygulanıp hüngür hüngür ağlaması...

    Ali Sami Alkış´ın, Ahmet Çakar ile sağlam kapışıp bir sonraki programda O´na "Bana, senden köpekler gibi özür diliyorum demedin mi?" diye sorması..

    Milli Takım´ın kaybettiği bir maçtan sonra Amigo Orhan´ın stadın içinde sinsi sinsi bekleyip zamanın teknik direktörü Mustafa Denizli´ye uçarak kafa atması.

    Erman Toroğlu´nun "Kale Arkası" programında stüdyoya boylu boyunca kale çizgisi niyetine tuvalet kağıdı serip oluşan o ilginç ortamda dakikalarca yorum yapması...

    TRT Hava Durumu spikeri rahmetli Ersin İmer´in "Donsuz Geceler" temennisinden sonra ekranlara veda etmek zorunda kalması...

    Türk-Japon haftasında Habertürk´te program hazırlayan Meriç Köyatası ve Şener Üşümezsoy´un ekrana çıkardıkları Japonlarla geleneksel Japon halk dansı yapmaları, ardından da hep birlikte tekno müzik eşliğinde trencilik oynamaları...

    Turgut Özal´ın "İcraatın İçinden" programında ilk kez "Tak bir kaset de havamızı bulalım Semra hanım..." demesi... TRT1

    İsmail Türüt´ün "Sıkı Dostlar" programında kendini kelebek sanarak cam sehpaya oturmak suretiyle sehpanın bütün yayın hayatına son vermesi...

    Rahmetli Sakıp Sabancı´nın kucağına bir hindi alıp "vak vak vak" seklinde sesler çıkarması...

    Jülide Ateş´in sunduğu "Hop Terelelli" adlı yarışmada, yarışmacının "Bir ülkeyi temsil eden değerli kumaş parçası?" sorusuna "İngiliz kumaşı!" diye cevap vermesi, Jülide Ateş´in bu cevap üstüne gülme krizine girip, 2 reklam arası verilmesine rağmen kendine gelememesi...

    O zamanlar Galatasaray başkanı olan Ali Tanrıyar´ın bir şampiyonluk sonrası İlker Yasin´in uzattığı mikrofona "Galatasaray´ı sevmeyen ölsün!" demesi, İlker Yasin´in durumu idare etmek için "heyecandan dedi yanlış anlamayın" deyip renkten renge girmesi...

    Kompela´nın yarım yamalak Türkçe´siyle canlı yayında "Bana p...venk diyo!" diye bağırması...

    Prof. Mindikoglu´nun cinsiyet değiştirme ameliyatları ile ilgili katıldığı programda TRT stüdyosunu terk etmesi...

    Bir Kral Tv vj´inin canlı telefon bağlantısı yaptığı izleyiciye "Nasılız? Bomba gibiyiz değil mi?" seklinde bir soru sorması, ardından izleyici sahsın "Bomba kıçında patlasın!" lafını yapıştırması, vj´in 5 saniye dilinin tutulması...

    Şevki Yılmaz´ın ele geçirilen kasetlerinde kriz geçirerek kendisine "komple" kurulduğunu iddia etmesi...

    Ceviz Kabuğu´ndan görüşü alınmak üzere aranan kişinin Çiçek Pasajı´nda alem yapmaktayken canlı yayına katılması...

    Osman Durmuş´un mektup ile gelen şarbon tehlikesine karşı halkı bilgilendirmesi ve "aha işte bele açarsan bulaşır!.." diyerek mektubu paramparça etmesi...

    Euro96 eleme maçlarında milli takımın İsviçre´ye attığı golden sonra İlker Yasin´in "Şapka çıkartacaksınız sapkaaa!!!" diye bağırması...

    Şahane Pazar´da su altında nefes tutma yarışmasına katılan adamın boğulma tehlikesi geçirmesi ve bu süre boyunca herkesin "vay be adam rekoru ikiye katladı" deyip adama övgüler yağdırması...

    Bülent Karpat´ın "Hop Terelelli Tek Soruda 250" isimli yarışmada "Star öyle verir böyle verir, kazandırır..." diye naralar attıktan sonra elindeki telefonla canlı yayında Noter Nihat yerine bir vatandaşı araması ve vatandasın Karpat´ı bayağı bir dinledikten sonra "ne diyon kardeşim burası ev!" demesi...

    Hakkı Bulut´un acısız arabeski tanıtmak için yaptığı program ve TRT yöneticilerinin girdikleri türlü türlü şekiller...

    Telegol programında Ahmet Çakar´ın "Beşiktaş hakkında birileri bir şeylerin olması için düğmeye basıyor" lafından bir hafta sonra Reha Muhtar´ın programa katılması ve yanında bir buton getirip Ahmet Çakar´la "lütfen düğmeye basar misiniz" diye alay etmesi. Ahmet Çakar´in "soytarılığı bırakın!" diye çıkışması...

    Kibariye´nin annesi ile meşhur "şofeöerrrr-şofeöerrrr" röportajı...

    Levent Kırca´nın açliık grevine başlaması, ertesi gün vazgeçmesi...

    Ali Sami Alkış´ın bir futbolcu için "Turgay Şeren´i koysan daha iyi oynar" demesi üzerine Turgay Seren´in "yok ebenin. a....!" şeklinde karşılık vermesi...

    Telegol programında, yorumcu Zekeriya Alp´in reklam arasında fenalaşarak hastaneye kaldırılmasının ardından Güntekin Onay ve Ziya Şengül´ün gülme krizine girmeleri...

    Reha Muhtar´ın efsanevi falcılar programında alkollü olduğuna dair iddialar üzerine 1 hafta sonraki programında canlı yayında alkol kontrolü yaptırması...

    Adının "Fenasi", soyadının "Kerim" olduğunu söyleyen şahsin Yıldo´nun canlı yayınına telefonla bağlanması. Yıldo´nun olaya, adamın adını ve soyadını birkaç kez söyledikten sonra uyanması...

    Cem Özer´in programında Nara isimli bir kadının şiir okurken soyunması...

    Tarkan´ın kendisi ile röportaj yapan Savaş Ay´a canlı yayında "çişim geldi!" deyip çekip gitmesi...

    Kanal 6´nın Ceviz Kabuğu´nun canlı yayını esnasında "Hulki Cevizoglu´nun kanalımızla artık hiçbir ilgisi bulunmamaktadır!" şeklinde altyazı geçmesi..

    Söz Eskişehir'le başlarsa,EsEs'le biter




    Yukarı
     Cevapla Cevapla Sayfa  <12345 184>


    Forum Kısayol Forum İzinleri Liste gör

    Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50
    Copyright ©2001-2008 Web Wiz

    Bu sayfa 0,531 saniyede hazırlanmıştır