eskisehirspor.com Giriş Sayfası
Forum Forum > Diğer > Sohbet / Eğlence / Diğer Konular
  Aktif Konular Aktif Konular
  FAQ FAQ  Forum Arama   Takvim   Kayıt Kayıt  Giriş Giriş

Konu KapalıHalil YAZ" Sondan Okuyunuz"

 Cevapla Cevapla Sayfa  <1 119120121122123 184>
Yazar
Mesaj
  Konu Ara Konu Ara  Konu seçenekleri Konu seçenekleri
hüsnü Liste gör
Usta Yazar


Hüsnü
Yaş: 67
Katılım: 31/Tem/2007
Yer: YHT hattı
Online Durum: Offline
Mesajlar: 23747
Direct Link To This Post Tarih: 12/Şub/2009 saat 12:13
 
 
Ayhan abi, bu mutluluk değil, esaret abi esaret..
Adam ikiye kilitlenmiş, öyle mutluluğun ta içine edeyim..
 
LOL
# Direnmüdavim....

Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 76
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 13/Şub/2009 saat 10:33




POZİTİF DÜŞÜNCE


"Bugün asla öfkelenmiyorum, Bugün asla endişelenmiyorum, Bugün korunduğumu biliyorum, Bugün herkese karşı saygıyla davranıyorum, Bugün işimde ve yaşamımda dürüstüm,Bugün sahip olduğum her şey için teşekkür ediyorum ."


Pozitif Düşünce bir mucize.. bir ışık.. önce önümüzü aydınlatan, sonra yolumuzu.. ve sonra.. ve belki en önemlisi: ruhumuzu aydınlatan..


"Pozitif olmak" nedir, nasıldır diye düşündünüz mü? Kısaca faydalı olmak, önce kendimize, sonra tüm canlılara, çevremize, insanlığa.. bu temelde düşünmek.. bu temelde davranmaya çalışmak. Huzura, sevgiye, bolluğa odaklanıp, çevremize de huzur ve mutluluk vermek.. Gereksiz, bize faydası olmayan düşüncelerden arınmak..


Kendimize karşı olumlu olabilmek;
• kendimizi tanıma/anlama, özümüze dönme

kendimizi sevme,

kendi değerimizi bilme,• zayıf yönlerimizi kabul etmektir


Başkalarına karşı olumlu düşünce ise;

• beklentilerimizin farkına varıp sevgi de kalabilme

• olduğu gibi kabullenme, hoşgörülü olabilme

• zayıflıklarını değil, değerlerini ön plana çıkarma, onurlandırmaktı r.

Geçmişimize bakış açımız, tam anlamıyla pozitif düşünebilmeye geçişte çok önemlidir. Yani geçmişi sadece, gelecekte yolumuzu aydınlatmak üzere alınacak dersler olarak görüp, "geçmişi geçmişte bırakmak" için kendimize izin vermek "doğru bakış" diye adlandırılabilir. Bunun için de geçmişe ilişkin affetmeleri yapmak, "affetmek ve unutmak" önemlidir.


Geleceğe bakışta ise inanç, umut ve coşkuyu taşımak, evrenin kusursuz planına duyduğumuz güvenle -gelecek olanı- kabule yönelmek pozitif düşünebilmeye dayanak oluşturur.


Ve pozitif/olumlu düşünebilmek için vazgeçemeyeceğ imiz değerlerimiz: algılama ve farkındalık.


"Bugün öfkelenmiyorum", "bugün endişelenmiyorum" derken, bir yandan da korkularım ve beklentilerimle hesaplaşmış oluyor, ego kaynaklı bu negatif zihinleri elimine etmiş oluyordum. "Bugün korunuyorum" demekle ise evrene sonsuz güvenimi belirtiyor, aynı zamanda pozitif düşünce limanına demir atmış olduğumu da ilan ediyordum. "Herkese saygıyla davranmak" hala üzerinde yoğun çalıştığım bir dersim.. İlkeler, sözler, tutumlar temelinde yoğun bir eleştirelliğe ve yargılama özelliğine sahip oluşum dolayısıyla daha çooook çalışacağımı ve çok sınavdan geçeceğimi biliyorum.. ve bu dersin kapsamında egomla ve korkularımla daha çok yüzleşmelere gireceğimi ve ilişkilerin aynasında kendimi görebilmek için daha çok kafa yoracağımı da..


"Bugün dürüstüm" derken ise, kendime bir kez daha pozitif bir hatırlatmada bulunmuş oluyorum: "sözlerinin, eylemlerinin farkında ol, doğru ve yararlı şeyler yapmaya çalış, o zaman daha kolay dürüst olmak, ama doğruyu yapamadığında da dürüst ol ki, değişme, gelişme güven ve cesaretini bulabilesin."


Ve teşekkür.. yani şükran duyabilme.. dedim ya başlangıçta çok az şey vardı bilgi olarak ve bu altı cümle de onlardan biriydi.. "şükür" de çok kullandığım bir sözcük olmasa da tekrarlıyordum işte.. şimdi her şeye, her şey için ve bütün varlığımla hissederek sonsuz teşekkür etmediğim bir gün yok gibi.. evet her şeye ve herkese.. dinlediğiniz/ okuduğunuz için sizlere de tabii..

Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 76
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 13/Şub/2009 saat 15:51
Hastalıklardan korunma rehberi




Gökkuşağını yiyin:
Bu aylarda kırmızı lahana, turuncu havuç, beyaz lahana, yeşil brokoli, elma... Yazın da kırmızı domates, mor patlıcan, yeşil fasulye ve diğerleri... Ancak renkli beslenirken mevsime ait sebze ve meyveleri tüketmek önemli. Uzmanlar sebze ve meyvelerin içerdikleri beta-karoten gibi renkli maddelerin, anti oksidan özellikleri nedeniyle kanser riskini azalttığı konusunda hemfikirler. Avrupa Kanser Araştırma Merkezi'nin (EPIC) verileri de bunu doğruluyor. Bu yüzden ajandanıza günde 5 porsiyon meyve sebze yeme ve bunların da farklı renkte olmasına dikkat etme notunu düşebilirsiniz.

Yeterli miktarda sıvı tüketin:
Gün içinde vücut ağırlığınızla orantılı olarak, her bir kilo için yaklaşık 35 - 40 miligram oranında sıvı tüketmeniz öneriliyor. (Örneğin 60 kiloysanız günde 2-2,5 litre sıvı tüketmeniz gerekir.) Sıvı tüketiminin eksik olması halinde organlardaki oksijen ihtiyacı artar ve kan basıncı düşer. Bu da baş ağrıları ve kalp sıkışmasına neden olabilir. Diğer yandan içmeniz gereken sıvı miktarının tamamının sudan karşılanması gerekmiyor. İçtiğiniz çorba, yediğiniz meyve-sebzeyle de sıvı ihtiyacının bir kısmı zaten karşılanıyor. Bunun yanı sıra içeceğiniz su, süt, ayran ve bitki çayları ile günlük sıvı gereksinimini karşılamış olursunuz. İyi bir öneri:
Domates suyu içmek. (Hem sıvı ilave olarak da C vitamini almış olursunuz. Karabiberle mükemmel bir tat kazanıyor.)

Kasları kuvvetlendirin:
Spor yapmamak için her zaman bahaneler bulan bireyler olarak en azından kaslarımız için bir şeyler yapmamız gerekiyor. Çalışırken ofiste sürekli oturmak ve çok az hareket etmek durumunda kalıyorsanız, bu açığınızı kapatacak egzersizleri mutlaka önemsemeniz gerekiyor. En azından gün içinde 10-15 dakika kendiniz için zaman ayırın ve sırt, kalça ve karın kaslarınızı hareket ettirin. 40'lı yaşlardaysanız bu tarz egzersizler çok daha önem kazanıyor. Çünkü artık kaslarınızın yağ duvarlarıyla kaplanması ve önleminin

Gülün:
Uzmanlar, bir dakikalık gülüşün neredeyse 45 dakikalık bir gevşeme egzersizi ile eşdeğer olduğu kanısında. Strese karşı mücadelenin sürekliliği için de oldukça gerekli bir eylem bu. Üstelik unutmayın; gülünce mutluluk hormonuyla birlikte ağrılarınızı azaltacak maddeler de salgılanıyor.

Rutinleri kırın:
Beynimiz de bedenimiz de zinde kalmak için yeniliklere ihtiyaç duyar. Evde, işyerinde, her yerde... Her zaman siyah bir kazak giyiyorsanız, 1-2 gün farklı bir rengi denemeyi, ara sıra dişlerinizi sol elle fırçalamayı, en iyi bildiğiniz kestirme yol yerine yeni bir yoldan gitmeyi, selam vermediğiniz birine gülümseyip "günaydın" demeyi, işyerinde bir fark yaratmayı deneyin ve neler olacağını gözlemleyin. Tekdüze hale gelen alışkanlıkları kırmanın bir diğer etkili tarafı da, daha uzun bir ömür yaşamayı mümkün kılmasıdır. Neden acaba? Düşünüp, bunu da günlük ajandanıza not edin.

Oda sıcaklığına dikkat edin:
Geceleri uyuduğunuz odanın ısısı 18 derece olmalıdır. Deliksiz bir uyku ve düzenli nefes alışverişi için en ideal oran budur. Kış aylarında ise dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun, kısa süreli bile olsa en az beş kez, içinde bulunduğunuz alanları havalandırmanı zda fayda var. Böylece daha çok oksijen almış ve mekan içinde oluşan mikropların tutunmasına da engel olmuş olursunuz.

Zihninizi boşaltın:
Hesap kitaplarla geçen yoğun iş temposundan kurtulmak için zamanı doğru ayarlayıp, iyi bir yönetim planı çıkarmak gerek. Böylece neyi ne zaman yapacağınızı bilerek en azından stresin de önüne geçmiş olursunuz. Masaja gidin: Duruş bozuklukları ve sırt ağrılarından şikayet ediyorsanız, daha fazla vakit kaybetmeden hem bedeninize hem de ruhunuza iyi gelecek bir masajı aylık listenize dahil edebilirsiniz. Ayrıca bu tarz gevşetici ve rahatlatıcı uygulamalar sayesinde kan basıncınız da doğal ritmini bulacaktır. Konsere ya da tiyatroya gidin: Bu, sevdiğiniz bir sanatçının konseri ya da klasik bir müzik konseri de olabilir. Önemli olan, ruhunuzu sesleyecek ve size keyif verecek bir aktiviteye her ay katılmaya çalışmanız. Üstelik kitap okumak da bu madde kapsamında iyi gelecek aktivitelerden biridir.

Yardımsever olun:
Amerika'da yapılan araştırmalardan elde edilen bulgularda, başkalarına yardımcı olmaya çalışan ve birbirine çözüm üreten kadınlar arasında dayanışma duygusuyla paralel olarak depresyon ve menopozun getirdiği sıkıntıların hafiflediği görülmüş. Baş ve mide ağrılarının ise neredeyse kesildiği gözlemlenmiş.

Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 76
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 16/Şub/2009 saat 17:46
Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefâsı var mı? Ası ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.

Şöhret âfettir; şöhret peşinde koşmak, iyi tanınmak için uğraşmak, insanlığa yakışmaz. Eğer sen hakikati, aşk incisini arıyorsan, görünüşten kurtulman, deniz dalman, derinliklere inmen gerek! Yoksa şöhret, gösteriş, deniz kıyısına düşen köpüktür.

Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.

Haydi, şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça, bir habbesin, bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin! Bütün insanlarda aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var, fakat hepsinin da anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar birleşirler, bir su hâlinde akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri söküp atarsan, can, mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler.

Sende bulunan beş duygu ışığını, gönül nuruyla aydınlat. Duyguları beş vakit namaz gibi bil. Gönlünse yedi âyetten ibâret olan Fatiha Sûresi'ne benzer. Her sabah göklerden bir ses gelir, gönlünden dünya sevgisini atabilirsen o sesi duyar, hakikat yolunun izini bulur, yol alır gidersin.

Gel, gel, daha yakın gel, bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek? Madem ki sen, bensin, ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir? Biz Hakk'ın nuruyuz, Hakk'ın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor? Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücud halinde olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle şaşıyız? Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler, yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye sol elini hor görür? Her ikisi de madem senin elindir, aynı tende uğurlu ne demek, uğursuz.

Mânâların aşk burakı, aklımı da, gönlümü de aldı, götürdü."Nereye götürdü?" diye den bana sor. Aklımı da, gönlümü de senin bilmediğin o tarafa, ötelere götürdü. Ben öyle bir revâka, öyle bir kemer altına ulaştım ki, orada ne ay gördüm, ne de gök. Öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya da, dünyalıktan çıkar, dünyalığını kaybeder.
.
Mutlu olmanın sırrını Peygamber Efendimiz'den öğren de, Allah sana ne verirse ona razı ol. Başına gelen derde, balaya razı olur da, ses çıkarmazsan, o anda hemen sana cennet kapısı açılır. Eğer gam elçisi sana gelirse, tanıdık bir dost gibi karşıla, onu kucakla. Zaten o sana yabancı değildir, onunla aşinalığın vardır. Sevgiliden gelen cefaya karşı sakın suratını asma, onu neşe ile karşıla, merhaba, hoş geldin de. Onu güler yüzle, tatlı sözle karşıla ki gönül alıcı o eşsiz varlık hoşa gitmeyen çarşafını üstünden atsın da güzelliği ortaya çıksın.

Ey benim canım, şu toprak perdesinin ötesinde, gizli bir zevk, gizli bir mutlu yalayış vardır. Her şeyi gizleyen bu örtünün altında, yüzlerce güzel Yusuflar vardır. Bu ten, bu görünen beden ortadan gidince, asıl varlığın olan ruhun kalkar. Ey sonsuz olan ruh, ey fani olan ten! Bu halin nasıl olduğunu anlamak istersen, her gece kendine bak. Uykuya dalınca tenin ölmüş gibidir. Ruhunsa cennet bahçelerine kanat çırpmaktadır.

Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha ziyade pişman olursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terk et de, daha iyi bir hâl, daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!

Ezel sofrası üzerinde her ne kadar halk kavgadaysa da, yediler ve yerlerse de, sofra yine o sofradır, hoş geldin de. Onu güler yüzle, tatlı sözle karşıla ki gönül alıcı o eşsiz varlık hoşa gitmeyen çarşafını üstünden atsın da güzelliği ortaya çıksın.

Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha ziyade pişman olusursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terket de, daha iyi bir hâl, daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!

Ezel sofrası üzerinde her ne kadar halk kavgadaysa da, yediler ve yerlerse de, sofra yine o sofradır, ondan hiçbir şey eksilmez. O olduğu gibi durur. Bir kuşu bir dağın üstüne konsa, sonra uçup gitse, dağda bir fazlalık veya bir eksiklik görünür mü?

Şu tenimiz ruhumuzun bir köşküdür. Orası bir tepe, bit yıkık yer değildir. Ruhumuz bizim biricik dostumuz, yârimizdir. O, bize hiçbir zaman yabancı olmaz. Gönül yolu, korkunç bir çölden geçer. Yürekli bir er, Rüstem gibi bir yiğit olmayan oraya nasıl varabilir? Oraya varacak kişi, bir pehlivan gibi hasmını yere vuran, çeşitli gıdalarla bedenini besleyen, kuvvetli, güçlü kişi değildir. Oraya varacak kişi, nefsini yenen, kendi benliğini yıkıp alt eden, dünya âşığı değil, Allah âşığı olan kişidir. Böyle bir kişinin bedeni mezara girince; mezarın toprağı ile örtülünce, o bedenden tohum nasıl baş verir yücelirse, tıpkı onun fini Hak tarafından kabul edilmiş ağacı yükselir, boy atar. Nurlu bir gönül erinden başka, o nura âşık olan kimdir? Aşk mumu, pervanenin gönlünden başka neyi yakar?

Sermâyesi kanaat olan kişinin; her yaptığı iş, tâ'at olur, ibâdet sayılır. Onun yemesi, içmesi, uyuması, Hakk'ın emrini tutması, yerine getirmesi içindir. Sakın Hak'tan başkasını dost edinme!

MEVLANADAN BİRKAÇ NASİHAT

Allah'ın
her an bizi gözetlediğini aklından çıkarma!
O, senin her halini bilir.
Seni dilediği yerde,
dilediği şekilde var ya da yok kılar!

Dilin daima Allah'ı ansın!
Sabah ve akşam şükür
ve dualarına devam et!

Allah için sev ve iyilik et,
imanın en sağlam kulpu budur!

Bir çift güzel sözle de
olsa iyiliği mükâfatlandır!

İnsanlara karşı alçakgönüllü,
güler yüzlü, tatlı sözlü ol!

İyiliğe yönel, kötülükten sakın!
Her işinde sabrı kuşan!

Yiyip içtiklerinin temiz
ve helâl olmasına dikkat et!
Allah ancak iyi kimselerin
çağrısına karşılık verir.
Yalnızca iyi kimselere
melekleri vasıtasıyla yardım eder.

Kulağını boş söz, ayıplama, kınama,
insanları incitme ve hoşlanmadıkları şeyleri
onlara duyurma amacı güden
sözlerden koru!

Gözlerini haramdan sakındır!
İnsanların ayıplarını arama!
Gözlerin insanlara kıskançlıkla bakmasın!

Allah' başkalarına verdiği şeyler için
insanlara kıskançlıkla bakma!
Bu, Allah'ın sana verdiği nimetleri
küçümsemekten seni alı kor!
Daha büyük işler başarmak için
senden daha şevkle çalışanların
çalışmalarını incele
Senden iyilerle yarış!

Seven bir kalp ve temiz duygular
ve aşk olmaksızın
Allah'ın rızasını almadan
sevdiğine kavuşamaz
ve mutluluğu bulamazsın!

Hesabını iyi yap!
Nefsine hâkim ol!
Evinde ve çevrende nasıl temizlik yapıyorsan
belirli aralıklarla
nefsini de temizle,
haramdan ve günahlardan arındır!

Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 76
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 17/Şub/2009 saat 18:24
Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 76
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 18/Şub/2009 saat 12:20
Özlü sözler

Şanssızlığa katlanabiliriz , çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan , yaptığımız hatalara hayıflanmaktır. Oscar Wilde

  ♥ Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı , sahip olduğu , sahip olduğunu sandığı. Alphonse Karr

  ♥ İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur. Mevlana

  ♥ Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz? Dehanın sınırları var cehaletinse hiçbir sınırı yoktur. Whoopi Goldberg

  ♥ Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır. S. M. Power

  ♥ Büyük adamların hataları güneş tutulmasına benzer, onları herkes görür. Cucong

  ♥ Boş zaman yoktur boşa geçen zaman vardır. Tagore

  ♥ Acınmaktansa kıskanılmak dana iyidir. Heredot

  ♥ Düşman isterseniz dostlarınızı geçmeye çalışınız. Dost isterseniz , bırakın , dostlarınız sizi geçsin. La Rochefoucauld

  ♥ Yirmi yaşındaki bir insan, dünyayı değiştirmek ister . Yetmiş yaşına gelince , yine dünyayı değiştirmek ister, ama yapamayacağını bilir. Clarence S.Darrow

  ♥ Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar. Wendell Phillips

  ♥ Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır. Bertolt Brecht

  ♥ Sık ve çok gülmek; zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini, şefkatini kazanmak; dürüst eleştirilerin taktirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek; güzelliği taktir edebilmek, başkalarındaki "en iyiyi bulabilmek"; sağlık Ralph Waldo Emerson

  ♥ Herşeyi denerim; ama yapabildiklerimi yaparım. Herman Melville

  ♥ Aşk bir kadının yaşamının tüm öyküsü, erkeğin ise yalnızca bir serüvenidir. Madama de Stael

  ♥ Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha büyüktür. Oscar Wilde

  ♥ Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. Aunius Aurelius Simachus

  ♥ Aşk hakkında herşey doğru, herşey yanlıştır. Hakkında söylenecek hiçbir şeyin saçma olmadığı tek şey aşktır. Chamfort
 

Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 76
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 18/Şub/2009 saat 12:47
Hurmalar tırmalar...


Bu kriz, 2001'den büyük olacak.

Böylesi görülmeyecek.. .


*

Çünkü.

*

Dünyanın hiçbir ülkesi...

Bankaları, limanları, telefonları

yabancıya satıldı diye alkış tutmaz.

*

Dünyanın hiçbir ülkesinde...

Bi fabrika bile kurulmadığı halde

"büyüyoruz" diye sevinilmez.

*

Dünyanın hiçbir milleti, girmediğimiz halde, AB'ye girdik diye havai fişek fırlatmaz... Dünyanın hiçbir ekonomi profesörü, ekrana çıkıp, borcumuz arttığı halde, utanmadan, borcumuz azaldı demez... Dünyanın hiçbir başyazarı, gazete okumayın diyen başbakanın yanağını okşamaz... İngiltere hariç, dünyanın hiçbir ülkesinde, ekonomiden sorumlu bakan İngiliz vatandaşı olmaz... Dünyanın hiçbir sanayi odası başkanı, dünyanın en yüksek faizini vererek sanayinin canına okuyan hükümette sanayi bakanlığı koltuğuna kurulmaz... Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, partiler oy için kömür, buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtmaz, hiçbir hukuk izin vermez, hiçbir seçmen de, kendi parasıyla kendine avanta dağıtana dua etmez... Dünyanın hiçbir ahalisi, doğalgaz faturaları, elektrik faturaları, benzin faturaları ortadayken, enflasyon düştü diyeni "he valla" diye tasdiklemez. .. Dünyanın hiçbir parlamentosu, emekliye, memura yüzde 2 zam verirken, kendine yüzde 30 zam istemez. Dünyanın hiçbir medyası, ithalat rakamlarını göstermeden, ihracatı "rekor" diye manşet yapmaz.

*

Resmi işsiz güya 3 milyon...

Çünkü, dünyanın hiçbir ülkesinde, "İş arıyor musun?" diye sorulduğunda "İş aramaktan umudumu kestim" diyen 2 milyon kişi, "İşsiz değil bu" diye hesap dışı bırakılmaz.

*

Uganda'da bile...

Benim oğlan gemicik aldı, ayda 50 bin dolar taksitle ödeyecek, küçük oğlan da pırlantacı açtı diyene, "Uganda seninle gurur duyuyor" diye tempo tutulmaz.

*

Alkış tutuyorsan.. .

Seviniyorsan. ..

İnanıyorsan...

Havai fişek fırlatıyorsan. ..

E o kriz, görülmemiş kriz olur.

Ve haliyle, müstahaktır.
Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 76
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 18/Şub/2009 saat 12:50
Yazarlar 17 Şubat 2009
Bekir COŞKUN  bcoskun@hurriyet. com.tr

İki adam...


BİRİNCİ adam; "Bunlar cumhuriyeti yıkıp tarikat devleti kuruyorlar" dedi...

İkinci adam; ne kadar molla, sofu, tarikatçı, mürit, karısı türbanlı varsa devlet kadrolarına doldurdu...


Birinci adamı suçladınız...

(.........)

Birinci adam; Tandoğan'da, Çağlayan'da, Kordon'da "Türkiye laiktir, laik kalacak" diye bağırdı...

İkinci adam; Anayasa'mızda cumhuriyetin temel ilkesi laikliği tekmeledi...

Birinci adamın evini bastınız...

(.........)

Birinci adam; Mustafa Kemal'in açtığı çağdaşlık yolundan sapıldığını öne sürdü...

İkinci adam; ortaçağ görüntüsüyle, türbanı-tesettü rü ile çıkıp devletin tepesine oturdu...

Birinci adamı yakaladınız...

(.........)

Birinci adam; Türkiye'yi yöneten iktidarın, irticanın merkezi olduğunu öne sürdü...

İkinci adam; devletin en yüksek mahkemesi Anayasa Mahkemesi'nde yargılandı ve "irticai faaliyetlerin merkezi olduğuna" karar verildi...

Birinci adamı içeri kapattınız...

*

Birinci adam:

Emekli maaşından başka bir şeyi yok... Genelde devletin verdiği lojmanlarda oturur... Topluca yemek yediklerinde, bir ara masanın altından paralar toplanır da yemeğin faturası ödenir... Hep aynı takım elbiseyi giyer... En zenginleri, yani "kasa" dedikleri tutukluyken öldüğünde, cenazesi para toplanarak kaldırılır...

İkinci adam:

Altın zengini... Torba altınlarını medya yaza yaza bitiremez... Damatlar, oğullar, dünürler, yandaşlar, ortaklar, komisyoncular. .. Yumurta işleri, bakliyat işleri, mısır işleri, gemicik işleri, parfümeri işleri, mücevherat işleri... Tümü din-iman adına, gizli-kapaklı ve akıl almaz bir iktidar nimeti...

Ama siz birinci adama kızdınız...

(.........)

Birinci adamı; vatan haini saydınız...

İkinci adamı; başınıza taç yaptınız...

Tebrik ederim sizi...

İyi yaptınız...
Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 76
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 18/Şub/2009 saat 12:52
Türkiye'nin nüfusu belli oldu


Türkiye nüfusu 2008 yılı sonu itibariyle geçen yıla oranla binde 13,1 artarak 70 milyon 586 bin 256 kişiden 71 milyon 517 bin 100 kişiye yükseldi.


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2008 Nüfus Sayımı Sonuçları''nı açıkladı.Buna göre, ülke nüfusu 2008 yılı sonu itibariyle binde 13,1'lik artışla 71 milyon 517 bin 100 kişiye çıktı.

Nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında, İstanbul'da 12 milyon 697 bin 164, Ankara'da 4 milyon 548 bin 939, İzmir'de ise 3 milyon 795 bin 978 kişi yaşıyor.

Ankara, İstanbul ve İzmir'de yaşayan toplam 21 milyon 42 bin 81 kişi, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 30'unu oluşturuyor.

Kadın-erkek nüfusu ise neredeyse eşit. Türkiye'de 35 milyon 901 bin 154 erkek ve 35 milyon 615 bin 946 kadın yaşıyor.

-NÜFUSUN YÜZDE 75'İ MERKEZDE-

TÜİK verilerine göre, nüfusun yüzde 75'i il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor. İl ve ilçe merkezlerinde ikamet eden nüfus 53 milyon 611 bin 723 kişi, belde ve köylerde yaşayanlar ise 17 milyon 905 bin 377 kişi olarak hesaplandı.

İl ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 99 ile İstanbul, en düşük olduğu il ise yüzde 32,2 ile Bartın.

-TOPLAM NÜFUSUN YÜZDE 17,8'İ İSTANBUL'DA-

İstanbul'da 12 milyon 697 bin 164 kişi ikamet ediyor. Bu rakam toplam nüfusun yüzde 17,8'ine karşılık geliyor. Toplam nüfusun sırasıyla yüzde 6,4'ü Ankara'da, yüzde 5,3'ü İzmir'de, yüzde 3,5'i Bursa'da yüzde 2,8'i Adana'da yaşıyor.

En az nüfusa sahip olan il ise Bayburt. Bayburt'ta 2008 yılı sonu itibariyle 75 bin 675 kişi ikamet ediyor.

-NÜFUSUN YARISI 28,5 YAŞINDAN KÜÇÜK-

Türkiye'de ortanca yaş 28,5. Yani nüfusun yarısı 28,5 yaşından küçük bulunuyor.

Ortanca yaş erkeklerde 28, kadınlarda ise 29. İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların ortanca yaşı 28,4, belde ve köylerde ikamet edenlerin ortanca yaşı ise 28,6.

15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun yüzde 66,9'unu teşkil ediyor. Ülke nüfusunun yüzde 26,3'ü 0-14 yaş grubunda, yüzde 6,8'i ise 65 ve daha yukarı yaş grubunda yer alıyor.

-KİLOMETREKAREYE 93 KİŞİ DÜŞÜYOR-

Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen ''1 kilometrekareye düşen kişi sayısı'' Türkiye genelinde 93 kişi.

Bu sayı illerde 12 ile 2 bin 444 kişi arasında değişiyor. İstanbul 2 bin 444 kişi ile nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu illerin başında geliyor. İstanbul'u 413 kişiyle Kocaeli, 316 kişiyle İzmir, 242 kişiyle Hatay ve 241 kişiyle Bursa izliyor.

Nüfus yoğunluğunun en az olduğu il ise 12 kişi ile Tunceli. Yüzölçümü büyüklüğüne göre ilk sırada yer alan Konya'da nüfus yoğunluğu 51, yüzölçümü en küçük olan Yalova'da ise nüfus yoğunluğu 233 kişi.


İŞTE İL İL TÜRKİYE NÜFUSU

İLLER TOPLAM KENT KÖY NÜFUS ARTIŞ HIZI(%)
Adana 2 026 319 1 763 351 262 968 9,82
Adıyaman 585 067 329 965 255 102 3,95
Afyon 697 365 355 753 341 612 -6,01
Ağrı 532 180 265 714 266 466 2,45
Amasya 323 675 201 575 122 100 -16,28
Ankara 4 548 939 4 395 888 153 051 18,23
Antalya 1 859 275 1 273 940 585 335 38,36
Artvin 166 584 89 614 76 970 -9,01
Aydın 965 500 556 700 408 800 19,38
Balıkesir 1 130 276 662 199 468 077 10,64
Bilecik 193 169 137 677 55 492 -53,46
Bingöl 256 091 137 286 118 805 17,88
Bitlis 326 897 168 824 158 073 -3,02
Bolu 268 882 169 486 99 396 -5,69
Burdur 247 437 145 409 102 028 -15,02
Bursa 2 507 963 2 204 874 303 089 27,52
Çanakkale 474 791 248 008 226 783 -2,81
Çankırı 176 093 106 949 69 144 11,89
Çorum 545 444 345 352 200 092 -8,01
Denizli 917 836 620 193 297 643 11,52
Diyarbakır 1 492 828 1 051 511 441 317 21,75
Edirne 394 644 262 039 132 605 -4,60
Elazığ 547 562 384 034 163 528 11,58
Erzincan 210 645 113 231 97 414 -13,64
Erzurum 774 967 485 107 289 860 -12,79
Eskişehir 741 739 653 663 88 076 23,03
Gaziantep 1 612 223 1 410 286 201 937 32,91
Giresun 421 766 235 647 186 119 10,15
Gümüşhane 131 367 57 921 73 446 4,13
Hakkari 258 590 143 225 115 365 48,01
Hatay 1 413 287 683 991 729 296 19,33
Isparta 407 463 264 855 142 608 -29,94
Mersin 1 602 908 1 229 431 373 477 4,36
İstanbul 12 697 164 12 569 041 128 123 9,76
İzmir 3 795 978 3 450 537 345 441 15,03
Kars 312 128 130 625 181 503 -0,25
Kastamonu 360 424 184 228 176 196 0,16
Kayseri 1 184 386 1 001 449 182 937 16,43
Kırklareli 336 942 218 071 118 871 11,00
Kırşehir 222 735 149 382 73 353 -1,95
Kocaeli 1 490 358 1 392 733 97 625 35,81
Konya 1 969 868 1 423 546 546 322 5,49
Kütahya 565 884 347 073 218 811 -31,36
Malatya 733 789 492 411 241 378 16,11
Manisa 1 316 750 843 999 472 751 -2,40
Kahramanmaraş 1 029 298 598 471 430 827 25,14
Mardin 750 697 422 537 328 160 6,57
Muğla 791 424 329 126 462 298 32,45
Muş 404 309 138 089 266 220 -2,96
Nevşehir 281 699 146 349 135 350 5,84
Niğde 338 447 151 924 186 523 20,21
Ordu 719 278 384 066 335 212 5,39
Rize 319 410 189 704 129 706 9,94
Sakarya 851 292 622 046 229 246 19,06
Samsun 1 233 677 776 385 457 292 4,09
Siirt 299 819 178 960 120 859 28,04
Sinop 200 791 101 383 99 408 11,92
Sivas 631 112 405 769 225 343 -10,84
Tekirdağ 770 772 521 554 249 218 56,55
Tokat 617 158 346 058 271 100 -6,52
Trabzon 748 982 390 797 358 185 11,30
Tunceli 86 449 55 655 30 794 28,48
Şanlıurfa 1 574 224 885 929 688 295 33,02
Uşak 334 111 217 567 116 544 -0,01
Van 1 004 369 514 481 489 888 24,90
Yozgat 484 206 266 639 217 567 -16,23
Zonguldak 619 151 274 504 344 647 5,28
Aksaray 370 598 213 288 157 310 12,19
Bayburt 75 675 36 912 38 763 -12,27
Karaman 230 145 151 822 78 323 17,96
Kırıkkale 279 325 230 354 48 971 -3,25
Batman 485 616 349 045 136 571 27,41
Şırnak 429 287 270 744 158 543 31,44
Bartın 185 368 59 736 125 632 17,62
Ardahan 112 242 36 502 75 740 -4,26
Iğdır 184 025 94 407 89 618 11,80
Yalova 197 412 131 599 65 813 82,62
Karabük 216 248 163 365 52 883 -10,19
Kilis 120 991 82 747 38 244 21,17
Osmaniye 464 704 332 394 132 310 24,01
Düzce 328 611 184 022 144 589 16,21
Toplam 71 517 100 53 611 723 17 905 377 13,10
Yukarı
Barbaros Liste gör
Usta Yazar


Halil Yaz
Yaş: 76
Katılım: 16/Eyl/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1582
Direct Link To This Post Tarih: 18/Şub/2009 saat 12:59
Yaşayarak ögrenmek.

Date: Tuesday, February 17, 2009, 8:32 AM



> >
> > *Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir
> > bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini
> > saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyon'u müsait
> > bir
> > yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da
> > -'Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı.' diye
> > savuşturmuş.
> > Nihayet biraz sonra Napolyon'un muhafızları
> > yetişmişler..Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayaca
> > ı
> > Napolyon'asormuş:
> > -'Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu
> > denli
> > burun buruna gelmek nasıl bir duygu?'
> > Napolyon birden öfkelenmiş.
> >
> > -'Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga
> > geçercesine
> > konuşabiliyorsun? ' diye ba ırmış.Hemen askerlerine,
> > adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş Askerler
> > bakkalın gözünü ba ğlayıp, karşısına dizilmişler.
> > Mermiler namlulara sürülmüş, artık 'ateş'
> > emri
> > verilecek... Adamca ğız içinden
> > -'Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin'
> > diye
> > düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki
> > bağı açmış. Karşısında
> > Napolyon varmış. Tek cümleyle cevaplamış Napolyon:
> > -'İşte böyle bir duygu!'
> >
> > Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme
> > biçimidir..
Yukarı
 Cevapla Cevapla Sayfa  <1 119120121122123 184>


Forum Kısayol Forum İzinleri Liste gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu sayfa 0,563 saniyede hazırlanmıştır